16 Mart 2012 Cuma

gudubet aydınlık

altı üstü bir kedi
ha ölmüş ha diri
nedendir her safhasında ömrümüzün 
şu lanet belki
renklerin dalgalandı
alacalı bulacalı artık yüzün
okunmuyor alın yazın
hadi yine yırttın azrail
belki tanımaz


-kimi kandırıyorsak-


küçük bir geçit
kemiksiz olmak vardı şu hayatta
iliksiz dediklerinde
aslında iltifatmış
her ne kadar kan aksa da damarda
bir delilik seziyorum etrafta
terlemiş bir surat
delik deşik her yan
hadi durma sende yan
itfayeci olmak vardı
her yangında iş başında ilk onlar


uzun uzun düşün
kısa kısa cevap ver
gölgesiz olmak varken 
neden hep ışıklı bahçe


-uykusamak karanlığa
gudubet aydınlık-

13 Mart 2012 Salı

deliler bayramı

deliler bayramı kutlanıyor bu gün
her taraf karanlık
deliler kralı Qusimodo da gelmiş

her şey mümkün mucizeler meydanında
piçler, orospular, hırsızlar 
her şey onların burda
asiller giremez yada enteller


ışıksız kalmış gölgeleri
herbikesin
paçavralar doluyor bedenleri
onlar ki hep hakir görülenleri bu dünyanın


tanrı kimden yana
gümüşleri olanın mı
haykıranın mı


karanlık bir diyar burası
kölelerin, katillerin, dolandırıcıların
elinde her şey
mucizeler meydanı burası
rahipler, hahamlar, imamlar 
giremez buraya

Qusimodo çağırıyor herkesi
tüm çirkinlikleri
kendini dünyanı sahibi sananların
attığı, tiksindiği
her şey herkes
toplanın
deliler kralı çağırıyor
şenlik var bu gün
gölgelerinizin ışığa ihtiyacı yok

aşkların diyarı bu
şehvetli zamanların
sahipsizliğin diyarı
memleketleri kalpleri olanların diyarı


kimse; hiç bir şeye, hiç kimseye sahip değil 
herkes; her  şeye, herkese sahip burda


zamansızlık diyarı bu 
zaman akmıyor mucizeler diyarında


-kalk bizi de çağırıyorlar, bizde davetliyiz
ne de olsa bizde kabul görmeyenlerdeniz-

12 Mart 2012 Pazartesi

rüya görürüm belki

soğuğa aldırmadan
karlı kaldırımda yürüyen
bir fahişe
konuşmakta iyi olduğu hissine kapıldım
konuşmaya açım
açar mı bana kucağını
sadece saçlarımı okşasa yeter




tüm dünya üzerinde
şuan da beni en çok anlayacağını düşündüğüm kişi o
ilk defa görüyorum ve
o benim farkımda bile değil
karlı kaldırımın tadını çıkarıyor
ellerinde ayakkabıları


göğsünde yatırsa beni 
uykuya daldıktan sonra 
gitse de fark etmez


ne acılar çekmiştir kim bilir
belkide sadece isteriktir


beyaz geceye doğru kayboluyor
koşsam mı peşinden


-uyumalıyım sanırım 
hatıraların canlanması ne güzel-

11 Mart 2012 Pazar

herkes yorgun

kalbimde bir gemi var
kartlar dağıtılıyor
herkes pür dikkat
sigaralar yanıyor her taraf duman
koşmak istiyorum
yön önemli değil


kalbimde bir gemi var
pusulası yok
kirazlar toplanıyor yavaş yavaş
herkes yorgun
yüzüm kaşınıyor
çıkarmalıyım artık maskemi
yüzmek istiyorum
kulaç atmak


kalbimde bir gemi var
demir attı
battı batacak
yol almalı


-düşlemekten sıkıldım bir sigara sar-

25 Şubat 2012 Cumartesi

çay içelim

bak bu koltuk yanmış
sessizce gitti hatun 
ayaklarını süre süre
bir de kapıyı tuttursa
kırmızı ayakkabıları elinde
ne renk ki montu


sal gitsin
yokuş aşağı
dem dem olmuş ellerinde ki saat
harbi saat kaç


bu masa yanmış
yok lan alev alev değil 
yamuk yamuk yanmış
bir beyaz kağıtla düzelmez ki şimdi
altına koysan ayağının


-masaya rakı gönder abla
tirkayi çıldırmış-


bardak bile gururlu
bu ne garabet
beri git melun meret


-hadi gidelim eve çay içelim beceremedik rakıyı-



jin

ne kadar zormuş beklemek 
yada beklediğini zannetmek
en çok yanında olmasını istediğin kişinin
şimdi uzakta olması
her an birlikte iken
şimdi ne yaptığını bilememek


bitti atlattık bunu da diyecekken
onun çoktan gitmesi


-hayat çok karmaşık-


ellerinin sıcaklığını bir daha hissedememe duygusu
gece saçlarını okşayamamak
en kötüsü teninin kokusunu yitirmek


çok seviyorum derken
her an haykırmak isterken 
herkese her şeye


o, o mu gitti 
ve rüya bitti
bana kalan 
birkaç kelime 
ve birde her fakir de olan umut


-hayat bir el şakasından ibaret
bazen orta parmağını gösterir 
bazen güle güle der sallayarak sana doğru
bazende avucunu açar sana
al hepsi senin der-


sanırım benim payım 
orta parmak ve güle güle

24 Şubat 2012 Cuma

yola devam

 tamda bu gün daha bi anlamlı gelen 
 Flört'ün parçası "yola devam"


"Kaybolduğumda oldu benim yola gelmedim
Tabiiki çok acı çektim ben böyle değildim
Arada bir boşa döndüm pervane gibi
Rüzgarına nefesimle bol bol üfledim"



aradan epey zaman geçti 
büyüdüm çokça da güldüm

"Gökyüzüne fırça fırça boya sürerdim
Altına imzamı atıp eve dönerdim
Şeytana kurşun sıktım yine ölmedi
Başım döndü ben döndüm kimse görmedi"

absürtlükleri sevdim hep 
belki de kendimi denedim

"Başımı üstümden çekin gölge yapıyor
Bu vücudun güneşten çok ricası oluyor
Hadi bana eyvallah ben artık gideyim
Arayan soran olursa selam söyleyin"

bu kadar kısa mıydı hikayemiz
tanrı çok şakacı sanırım
insanlarla oyun oynamayı seviyor
haklı belki de 
tek canı sıkılıyor



22 Şubat 2012 Çarşamba

eşeklik..

şimdiye kadar ki en büyük eşekliğiniz nedir ne zaman yaptınız?
en büyük mü bilmiyorum da sıralamada ilk 3'ü zorlar bir eşeklik yaptım
bu gün yaptım hiç yapmamam gereken birine
fikirlerini çiğnedim ve sınırana tecavüz ettim


ne diyordu ülkü tamer 
"çok canım sıkılıyor kuş vuralım istersen"

26 Ocak 2012 Perşembe

gece saçlı

yolumuz ayrı biliyorum
yarattığın bir hayal
bir hayalle nasıl baş edilir ki

rakı bardağında balık
çok güzel bir kaç göz yaşı eşliğinde düşünmek
ikinci dublede etrafta dolanan 
eskiz kağıdına çizilmiş silik portreler

acı bir gülümseme oturur dudakların kenarına
gözlerden akan yaşlar kendi başına
dudağa oturan acı gülümseme kendi başına
eller havada döner müziğin ritmine uymadan

yangın çıktı bende
darmadağın bir iskelet
kapanan bir zarf
adressiz postalanır
hiçbir zaman gitmeyecek yerine
tedavülden kalkmış dört pul sarı zarfın üstünde
kurşun kalemle yazılmış
dökülen yaşlarla yıpranan saman kağıdı
zamansızlığa gönderilen bir mektup

kaldırım taşlarını sayıyor gökyüzünün siyahlığına aldırmadan
çizgilere basmadan yürümekle meşgul etme çabasında
kimsesiz bir yarıştı içinde bulunduğu

güneş yakmıyordu artık buzun dondurmadığı  gibi
hissizlik nasıl bir boşluk
herhangi bir dile tercümesi yapılabilir mi
anlatılabilir mi bilinen dillerde

nerede olduğunu biliyorum
gittiğin her yolun nereye çıkacağını 
hangi köşede beklesem
gece saçlı...

15 Ocak 2012 Pazar

vehamet

dilimin ucuna gelipte  söyleyemediklerim
ellerini tutarken  gözlerine bakarken
utancımdan hep içimde biriktirdiklerim
ne güzel demiş şair


"halbuki  aşk, başka ne olsundu ki hayatın mazereti
demedim dilimin ucuna gelen her ne ise
vay ki gençtim"


velev ki gencim hala 
söyleyemediklerim diz boyu
kapanırken kepenkleri dükkanların
seslerinde kepenklerin dağılıyor sessizliğim


saçlarını okşamak
berberliğe aşık olan çırağın dükkanı açma sevinci gibi
acemi fakat öğrenecek o denli seviyor ki mesleğini yada mesleği olacak mesleği


sandığını açabilecek misin bana
sandığın gibi değil bu 
her ne saklıyorsan içinde
dökecek misin


ben hala utanıyorum 
ne zaman geçer ve her geçen içimden
sana yol olur
bilmiyorum...


"ben rehnedilmiş yelkovan gibi
hani akrebi seven ama yüreği takvim yokuşlarında"