çok becerikli olmayalım
ne kadar bilirsek
o kadar kusur görürüz
hele bi de çok, çok fazla şey gözümüze takılırsa
takılanları süzgeçten geçirecek aklımız çoksa
işte o zaman üzülürüz
bilmek güzeldi
akıllı olmak önemliydi
ayrıntılar önemliydi önemli olmasına da
ayrıntılardı bizi soğutan çoğu şeyden
belki bilge değildik
o kadarda mütevazilik yoktu hamurumuzda
kusurları gördük ve kabullenmekte zorlandık
öğrenmiştik yargılamayı bizim gibi olmayanı
dünyayı kirletiyoruz
mütevazilikten uzak bilgimizle
-evde üç çeşit çay bardağı vardı
sıraya koyamayacak durumdaydılar
kirlilerdi yıkadım ama kurumamışlardı
kurumamış bardağı nasıl yerleştirecektim rafa
küçük olanları arkaya koyacak
bir büyüklük sırası yapacaktım
benim için oldukça önemliydi
büyük olması bardağın
tabi bu ikincil bir boyuttu
ilk ve asıl olan çay bardağı olmasıydı-
hep tuhaf ayrıntılara takıldık
hep kendimizi mühim zannettik
bir kabın doluşunu izlerken
kaç saniyede dolacağını tahmin edip
dolmasını izlerken saydık
kendimizi uzaklaştırdık insanlardan bilgimizle
hiçte saygın olmayan bilgimizle
5 Mayıs 2016 Perşembe
6 Mart 2016 Pazar
Ne Kolay
-Korkuyoruz-
Sevilmekten korkar mı insan
Sevmek ne kolay oysa ki
Vazgeçmek zor
Bu mu bizi korkuya salan
Vazgeçmek
Yeniden sevinmek
Yeniden karıncalanması karnının
Bi gözün telefonda olması
En güzel ihtimal
Bi kargonun gelmesi
Yeniden üzülmesi
Küsmesi
Barışması
Oysa sevmek ne kolay
Zor olan vazgeçmek
Çok mu abartıyoruz
Kendi hislerimizi
Çok mu çekiniyoruz üzülmekten
Fakat biliyoruz
Kaçınılmazın o olduğunu
Hikayelerimiz var
Bol hüzünlü
Bol sevinçli
Hep olmayacaklar mı onlar
Hep biri bitip biri başlamayacak mı
Korkuyoruz sevilmekten
Kendimizi yeniden anlatmaktan
Yeniden kendimizle yüzleşmekten
Ondan mıdır
Hep eski hikayelerimize
Dört elle sarılmamız
Ondan mıdır korkumuz acaba
Oysa sevmek en kolay
Sevilmekten korkar mı insan
Sevmek ne kolay oysa ki
Vazgeçmek zor
Bu mu bizi korkuya salan
Vazgeçmek
Yeniden sevinmek
Yeniden karıncalanması karnının
Bi gözün telefonda olması
En güzel ihtimal
Bi kargonun gelmesi
Yeniden üzülmesi
Küsmesi
Barışması
Oysa sevmek ne kolay
Zor olan vazgeçmek
Çok mu abartıyoruz
Kendi hislerimizi
Çok mu çekiniyoruz üzülmekten
Fakat biliyoruz
Kaçınılmazın o olduğunu
Hikayelerimiz var
Bol hüzünlü
Bol sevinçli
Hep olmayacaklar mı onlar
Hep biri bitip biri başlamayacak mı
Korkuyoruz sevilmekten
Kendimizi yeniden anlatmaktan
Yeniden kendimizle yüzleşmekten
Ondan mıdır
Hep eski hikayelerimize
Dört elle sarılmamız
Ondan mıdır korkumuz acaba
Oysa sevmek en kolay
20 Aralık 2015 Pazar
Çoğunluk
Nerdeysen
Kimleysen
Önemi yok
O kadar önemsiz ki
Dönüp dönmemen
Yer ve zamandan
Kişilerden bağımsız
Bu hissetmek
Bi önemi yok
Neyim olduğunun
Sevgilim
Dostum
Arkadaşım
Veya herhangi bişeyim
Hatta hiç bişeyim
Tek önemli olan
Sana ulaşım kanallarını
Açık bırakman
" çok olmadığımız kesin
Çok olan tarafta değiliz
Çok olan tarafta olamayacağız*"
Kimleysen
Önemi yok
O kadar önemsiz ki
Dönüp dönmemen
Yer ve zamandan
Kişilerden bağımsız
Bu hissetmek
Bi önemi yok
Neyim olduğunun
Sevgilim
Dostum
Arkadaşım
Veya herhangi bişeyim
Hatta hiç bişeyim
Tek önemli olan
Sana ulaşım kanallarını
Açık bırakman
" çok olmadığımız kesin
Çok olan tarafta değiliz
Çok olan tarafta olamayacağız*"
30 Ekim 2015 Cuma
oysa yalnızlık
bir kere girdimi bedenine kin
çıkmak bilmez
yavaş yavaş evini alır canının
bahçesini kaplar
bağını örter
bir kere izin verdin mi ona
-ki kendisi çok arsızdır-
sarar sevgilerini
ve
sevdiklerinin gölgesini
ve
kendi gölgesinde boğar
yalnızlığını
artık sen yalnız değildirsin
sözgelimi bir kin taşırsın içinde
ve
o artık herkese kafa tutandır
kararmaya başlar gözlerinin ışıltısı
ellerin daha titrek olur
yüzün daha buruş buruş
-yılların kattıklarından daha da fazla-
her bakışın sana ait değildir artık sadece
daha kalabalıksındır
içinde taşıdığın onca gölge vardır
mesela önceden sevdiklerinin
mesela sevgililerinin
gölgelerin gücü adına
artık kişneyen kine aitsindir
artık yalnızlık nedir bilmeyeceksin
her an birileri olacak içinde
kinini besleyen azılı bir öcü gibi
oysa
yalnızlık
herkese gülümseyip
yoluna devam etmek değil de nedir
çıkmak bilmez
yavaş yavaş evini alır canının
bahçesini kaplar
bağını örter
bir kere izin verdin mi ona
-ki kendisi çok arsızdır-
sarar sevgilerini
ve
sevdiklerinin gölgesini
ve
kendi gölgesinde boğar
yalnızlığını
artık sen yalnız değildirsin
sözgelimi bir kin taşırsın içinde
ve
o artık herkese kafa tutandır
kararmaya başlar gözlerinin ışıltısı
ellerin daha titrek olur
yüzün daha buruş buruş
-yılların kattıklarından daha da fazla-
her bakışın sana ait değildir artık sadece
daha kalabalıksındır
içinde taşıdığın onca gölge vardır
mesela önceden sevdiklerinin
mesela sevgililerinin
gölgelerin gücü adına
artık kişneyen kine aitsindir
artık yalnızlık nedir bilmeyeceksin
her an birileri olacak içinde
kinini besleyen azılı bir öcü gibi
oysa
yalnızlık
herkese gülümseyip
yoluna devam etmek değil de nedir
27 Ekim 2015 Salı
ince parmaklar
ince parmakların titriyordu
titretmek isterken başkasını
karşısına çıkılmış gibi tanrının
ne önemi var hangi tanrı olduğu
sen cezalandırmak istiyordun
titreteni seni sinirden
olmadı ince parmaklı
gece saçlı
sadece kendine ceza verdin
gülümsemek durumundaydım karşında
o kadar anlıyordum ki seni
bir anlamak anca bu kadar ak pak olurdu
işte o an gökten taş yağsa
sağımıza solumuza düşer de bize denk gelmezdi
öyle bir an ki anlar arasında
sigara üstüne sigara yakasım geldi
bir endişe aldı halkı
ortalıkta dolanmaya başladılar
bu felaket nasıl olmuştu
nasıl olabilirdi
ne mümkündü böyle bir şey
anca bu efsanelerde olurdu
hem Anka kuşu da yoktu gökte
ve helak olması gereken bir kavim de
ama ve lakin olan olmaktaydı
sen parmaklarını ince ince titretirken
titresin diye başkası
sadece felaketler oluyordu
ben sessiz sedasız anlamsız bir tebessümle
sadece seni anlamakla meşguldüm
kurbağalar bastı caddeyi
baykuşlar gamdan heder oldu
daha önce baykuş gören olmamıştı bu civarda
nerden geldilerse telef olmaya gelmiş gibilerdi
sonra titrek parmakların duruldu
ben daha bi anlamsızlaşan gülüşle sırıtırken
felaketler dindi
herkes işine gücüne döndü
az öncekiler olmamış gibiydi
bir rüyaydı
herkesin aynı anda
gündüz gözüyle görüp
hatırlayamadığı
çok çok anlamsızlaşan gülüşüm unutmama engel oldu
nasıl unutulsun
pişmiş kelle gibi sırıtmana ne sebep olabilir ki
-parmakların o kadar inceydi ki
sebepsiz tutasım geldi-
titretmek isterken başkasını
karşısına çıkılmış gibi tanrının
ne önemi var hangi tanrı olduğu
sen cezalandırmak istiyordun
titreteni seni sinirden
olmadı ince parmaklı
gece saçlı
sadece kendine ceza verdin
gülümsemek durumundaydım karşında
o kadar anlıyordum ki seni
bir anlamak anca bu kadar ak pak olurdu
işte o an gökten taş yağsa
sağımıza solumuza düşer de bize denk gelmezdi
öyle bir an ki anlar arasında
sigara üstüne sigara yakasım geldi
bir endişe aldı halkı
ortalıkta dolanmaya başladılar
bu felaket nasıl olmuştu
nasıl olabilirdi
ne mümkündü böyle bir şey
anca bu efsanelerde olurdu
hem Anka kuşu da yoktu gökte
ve helak olması gereken bir kavim de
ama ve lakin olan olmaktaydı
sen parmaklarını ince ince titretirken
titresin diye başkası
sadece felaketler oluyordu
ben sessiz sedasız anlamsız bir tebessümle
sadece seni anlamakla meşguldüm
kurbağalar bastı caddeyi
baykuşlar gamdan heder oldu
daha önce baykuş gören olmamıştı bu civarda
nerden geldilerse telef olmaya gelmiş gibilerdi
sonra titrek parmakların duruldu
ben daha bi anlamsızlaşan gülüşle sırıtırken
felaketler dindi
herkes işine gücüne döndü
az öncekiler olmamış gibiydi
bir rüyaydı
herkesin aynı anda
gündüz gözüyle görüp
hatırlayamadığı
çok çok anlamsızlaşan gülüşüm unutmama engel oldu
nasıl unutulsun
pişmiş kelle gibi sırıtmana ne sebep olabilir ki
-parmakların o kadar inceydi ki
sebepsiz tutasım geldi-
18 Ekim 2015 Pazar
yakarış
bir eskiz kağıdıydı belki
kara kalemle çizilmiş yüzün
haleni unutmuşlarsa demek ki
-biz çok oluruz
sonsuz oluruz biz
sen tek ve sonlu
ben tek ve sonlu-
bir trenimiz eksikti
artık dumanı bile yok
kederimizi derinleştirecek
kondüktör kalemini unutsa da
gitmese tren
araba dumanlarına boğulmuş yüzün
kuş kanadındaydı belki
sararmış kağıtlarındaki resimlerin
yüzü buruş buruş
kalbi kara-beyaz
kar yağsa dumanlar üstüne
tüketse aramızdaki soğukluğu
kara kalemle çizilmiş yüzün
haleni unutmuşlarsa demek ki
-biz çok oluruz
sonsuz oluruz biz
sen tek ve sonlu
ben tek ve sonlu-
bir trenimiz eksikti
artık dumanı bile yok
kederimizi derinleştirecek
kondüktör kalemini unutsa da
gitmese tren
araba dumanlarına boğulmuş yüzün
kuş kanadındaydı belki
sararmış kağıtlarındaki resimlerin
yüzü buruş buruş
kalbi kara-beyaz
kar yağsa dumanlar üstüne
tüketse aramızdaki soğukluğu
8 Ekim 2015 Perşembe
Mal Seçmeye Gelmişiz
insan ölüme alışır mı
acıya kedere
insanın gözünden uykusu nasıl çalınır
yolda atılacak adımları
akşam saatleri
çay içmeleri
insanın komşusuna gidişi nasıl çalınır
çaldılar
kim çaldıysa çaldı
bok gibi insanlar dolu etraf
pis pis muhabbetler
leş kokan demeçler
zamanı çalınır mı insanın
insan istediği işe giremediği için
sevgilisinden ayrıldığı için
dondurması yere düştüğü için
balonu patladığı için üzülmeli iken
bunlar çocukça kalıyor
bu nasıl mümkün biliyor musun
biz bok gibiyiz
biz malız
öyle malız ki
mal üstüne mal seçiyoruz
acıya kedere
insanın gözünden uykusu nasıl çalınır
yolda atılacak adımları
akşam saatleri
çay içmeleri
insanın komşusuna gidişi nasıl çalınır
çaldılar
kim çaldıysa çaldı
bok gibi insanlar dolu etraf
pis pis muhabbetler
leş kokan demeçler
zamanı çalınır mı insanın
insan istediği işe giremediği için
sevgilisinden ayrıldığı için
dondurması yere düştüğü için
balonu patladığı için üzülmeli iken
bunlar çocukça kalıyor
bu nasıl mümkün biliyor musun
biz bok gibiyiz
biz malız
öyle malız ki
mal üstüne mal seçiyoruz
9 Eylül 2015 Çarşamba
Mis Gibi Sokağa Çıkma Yasağımız Var
eğer uğrarsan buraya çok seversin
bak her tarafta hendek var
kurşunlanmış evler göreceksin
kandan yıkanmış ama hala kan izleri olan sokaklar
plakasız numarasız polis araçları göreceksin
tedirginliğin vücut bulmuş halini de
yok canım olur mu
biz 2015'teyiz
artık internetlerimiz var
ha ne kadar giremesekte
akıllı telefonlarımız var
tüh şebekeler kesik
bak sokağa çıkma yasağının ne olduğunu bilmiyordun
aslında biliyordun da
sadece gazetelerde kitaplarda okudun
gel gel
bizim hala mis gibi sokağa çıkma yasağımız var
OHAL'de belki çocuktun hatırlamazsın
sadece okudun
devletimiz bizi üzer mi hiç
alsana gül gibi OHAL
hem de gayrı resmi
çok insan öldü ölüyor
işte bunu hep biliyorsun
her gün görüyor okuyorsun
insan cesetleri buzdolabına kaldırılıyor
çünkü gömemiyorsun
ölünün arkasından rahat rahat yürüyüp ağlayamıyorsun
çünkü mezarlığa giden yollar kapalı
bak
şaşır
doktora gidemeyen insanlar
ilaçlarını alamayan
ekmek bulamayan
bebeğine içirecek süt bulamayanlar
çok geliştik biz çok...
bak her tarafta hendek var
kurşunlanmış evler göreceksin
kandan yıkanmış ama hala kan izleri olan sokaklar
plakasız numarasız polis araçları göreceksin
tedirginliğin vücut bulmuş halini de
yok canım olur mu
biz 2015'teyiz
artık internetlerimiz var
ha ne kadar giremesekte
akıllı telefonlarımız var
tüh şebekeler kesik
bak sokağa çıkma yasağının ne olduğunu bilmiyordun
aslında biliyordun da
sadece gazetelerde kitaplarda okudun
gel gel
bizim hala mis gibi sokağa çıkma yasağımız var
OHAL'de belki çocuktun hatırlamazsın
sadece okudun
devletimiz bizi üzer mi hiç
alsana gül gibi OHAL
hem de gayrı resmi
çok insan öldü ölüyor
işte bunu hep biliyorsun
her gün görüyor okuyorsun
insan cesetleri buzdolabına kaldırılıyor
çünkü gömemiyorsun
ölünün arkasından rahat rahat yürüyüp ağlayamıyorsun
çünkü mezarlığa giden yollar kapalı
bak
şaşır
doktora gidemeyen insanlar
ilaçlarını alamayan
ekmek bulamayan
bebeğine içirecek süt bulamayanlar
çok geliştik biz çok...
21 Haziran 2015 Pazar
Normal mi?
İnsan neden kendini hep zor duruma sokmaya çalışır?
Kafasını karıştırmak
kendini hep aşağı çekmeye uğraşır.
Bazen bazı şeyler
göründüğü anlama gelmiyor azizim.
Kendimizi gerçekleştirmek uğruna
kendimizi daha çıkılmaz durumlara sokarız.
Birine doğru düzgün
senden hoşlanıyorum diyemiyoruz
seninle konuşmak beni mutlu ediyor diyemiyoruz.
Kendimize hep sınırlar çekmişiz
kendimize hep olmayacak şeyler söyleyip
kendi cümlelerimizin kölesi olmuşuz.
Kafasını karıştırmak
kendini hep aşağı çekmeye uğraşır.
Bazen bazı şeyler
göründüğü anlama gelmiyor azizim.
Kendimizi gerçekleştirmek uğruna
kendimizi daha çıkılmaz durumlara sokarız.
Birine doğru düzgün
senden hoşlanıyorum diyemiyoruz
seninle konuşmak beni mutlu ediyor diyemiyoruz.
Kendimize hep sınırlar çekmişiz
kendimize hep olmayacak şeyler söyleyip
kendi cümlelerimizin kölesi olmuşuz.
18 Haziran 2015 Perşembe
Belli ki
-Bazen birlikte olup susmaktır
Yada ayrıyken sürekli konuşmak-
İçim acıyor beklemekten
Korkaklık tam bana göre
Saçma değil midir
Karşıdakinin anlamasını beklemek
Beklemek can sıkıyor
Pis bir romantiğim belki
Belli ki bunu da çok abartıyorlar
Yan yana olmak yeterince romantik değil mi
İlla başka şey mi gerekli
Mesela içimde
“Senden birşeyler peydah oldu” demek
Yetmiyor mu romantik olmaya
-Geçiniz efendim geçiniz
Takılmışız işleve
İşimiz zor-
Zaman dar
Bu kadar dar zamana ne sığdırabiliriz
Ya da sen ister misin bir şeyler sığdırmak
Tabi canım benimle birlikte
Yani senle ben birlikte
Sarılıp uyusam
Hem bak uykum da kaçmaz artık
-zor susmak belki
Belli ki salaklık
Tabi ki salağım-
Yada ayrıyken sürekli konuşmak-
İçim acıyor beklemekten
Korkaklık tam bana göre
Saçma değil midir
Karşıdakinin anlamasını beklemek
Beklemek can sıkıyor
Pis bir romantiğim belki
Belli ki bunu da çok abartıyorlar
Yan yana olmak yeterince romantik değil mi
İlla başka şey mi gerekli
Mesela içimde
“Senden birşeyler peydah oldu” demek
Yetmiyor mu romantik olmaya
-Geçiniz efendim geçiniz
Takılmışız işleve
İşimiz zor-
Zaman dar
Bu kadar dar zamana ne sığdırabiliriz
Ya da sen ister misin bir şeyler sığdırmak
Tabi canım benimle birlikte
Yani senle ben birlikte
Sarılıp uyusam
Hem bak uykum da kaçmaz artık
-zor susmak belki
Belli ki salaklık
Tabi ki salağım-
22 Mayıs 2015 Cuma
zencefil
Saçların kızıldı, kısaydı
Bitti
Bitmeseydi; sabahları beraber uyanırdık
Birlikte çay içerdik, kahvaltı yapardık
Şemsiyesiz yağmurda dolaşırdık
Sen hasta olurdun sana zencefilli çay yapardım Öperdim ben de hasta olurdum
İçimde kalmazdın
İçimde olurdun
Tembellik ederdik ara ara işi asardık
Sonra tanıdık doktordan rapor alırdık
Kimse bilmesin diye hasta olmadığımızı
Gezip dolanırken fotoğraf çekinmezdik
Bitmeseydi
Karavan alırdık
Kamp yerlerini dolaşırdık dolaşabildiğimiz kadar
Japonya'ya giderdik hayran hayran bakınırdık etrafımıza
Önümüze gelene animeleri sorardık
Bizden tiksinirlerdi
" Bu ne görgüsüzlük" diye iç geçirseler de yüzümüze vurmazlardı
Çadırda kalırdık
Karavanda uyurduk
Evimiz olmazdı yurdumuz olmazdı
Sadece biz olurduk
Ama bitti.
Bitti
Bitmeseydi; sabahları beraber uyanırdık
Birlikte çay içerdik, kahvaltı yapardık
Şemsiyesiz yağmurda dolaşırdık
Sen hasta olurdun sana zencefilli çay yapardım Öperdim ben de hasta olurdum
İçimde kalmazdın
İçimde olurdun
Tembellik ederdik ara ara işi asardık
Sonra tanıdık doktordan rapor alırdık
Kimse bilmesin diye hasta olmadığımızı
Gezip dolanırken fotoğraf çekinmezdik
Bitmeseydi
Karavan alırdık
Kamp yerlerini dolaşırdık dolaşabildiğimiz kadar
Japonya'ya giderdik hayran hayran bakınırdık etrafımıza
Önümüze gelene animeleri sorardık
Bizden tiksinirlerdi
" Bu ne görgüsüzlük" diye iç geçirseler de yüzümüze vurmazlardı
Çadırda kalırdık
Karavanda uyurduk
Evimiz olmazdı yurdumuz olmazdı
Sadece biz olurduk
Ama bitti.
24 Mart 2015 Salı
Garson
Garson uzaktan uzaktan bizi kesiyordu, hiç görmemiş gibi sanki orda olduğunu bilmiyormuş gibi uzun uzun, yaya yaya menüye bakmaya devam ettim. Ayşe zaten kararsızdır beni bekliyor şunu yiyelim mi dememi. Ben de anın tadını çıkarıyorum. Garson siparişi ha verdik ha verecez diye gidemiyorda; bu kadar bekledikten sonra gitmek insana koyar. Hani araba beklersin bi durakta ve gelmez az aşağıdaki durağa gitsen daha çabuk araba geleceğini bilirsin de yine bu kadar bekledikten sonra gitmezsin ya geldi gelecek diye işte tam öyle bi durumda garson. Kendi kendime eğlenirken ve bunu daha da uzatacakken Ayşe karar verdi ben şunu yiyecem dedi ben o an garsonu ve aramızdaki durumu unuttum Ayşe'ye şaşırmaya başladım. İlk defa karar vermişti birşeye ama benim hevesimi de kursağımda bırakmıştı. O an soğudum. Anlatsam " bu ne biçim bahane lan" der ve küfürü basardı. Ama o an kafamda bitmişti. Ayşe bebeğim artık biz birlikte olamayacaz üzgünüm garsonla arama girdin. Hem hiç olmaman gereken yerde aşırı kararlı oldun. Buda seni tanıyamadığımı ve tahminlerimin yanlış OLDUĞUNU gösterdi. Ben bu durumu kaldıramam kusura bakma.
Sonra ayaklandım çıkacam "Ayşe nereye der gibi baktı, tuvalete de mi gitmeyek der gibi baktım. Garson yeter verin artık şu siktiğim siparişini der gibi baktı. Ayşe bana ben garsona garson Ayşe'ye baka baka tam 17sn geçti. Nerden mi biliyorum tam karşımda ki duvarda dijital saat var ve üstün matematik bilgimi kullanarak hemen çıkarma işlemi yaptım ve buldum. Zaten hep matematiğim iyi olmuştur ama işte okuyamadık ki malum fakirlik" ne diyorum LAN ben okudum ya hem de hala okuyorum mal ben kendi kendimin canını sıkıyorum saçma sapan boş boş konuşmalarla. Neyse tuvalete gitmekten vazgeçtim, Ayşe bakmaktan vazgeçti, garson siparişi almaktan vazgeçti. İşte sonra uyandım ve kendime küfür etmeye başladım yatakta bu ne boktan rüya LAN. Rüyaların bile aşırı boktan ve anlamsız.
Sonra ayaklandım çıkacam "Ayşe nereye der gibi baktı, tuvalete de mi gitmeyek der gibi baktım. Garson yeter verin artık şu siktiğim siparişini der gibi baktı. Ayşe bana ben garsona garson Ayşe'ye baka baka tam 17sn geçti. Nerden mi biliyorum tam karşımda ki duvarda dijital saat var ve üstün matematik bilgimi kullanarak hemen çıkarma işlemi yaptım ve buldum. Zaten hep matematiğim iyi olmuştur ama işte okuyamadık ki malum fakirlik" ne diyorum LAN ben okudum ya hem de hala okuyorum mal ben kendi kendimin canını sıkıyorum saçma sapan boş boş konuşmalarla. Neyse tuvalete gitmekten vazgeçtim, Ayşe bakmaktan vazgeçti, garson siparişi almaktan vazgeçti. İşte sonra uyandım ve kendime küfür etmeye başladım yatakta bu ne boktan rüya LAN. Rüyaların bile aşırı boktan ve anlamsız.
23 Ocak 2015 Cuma
Boş mezar
kar yağıyor cesedine
küfür dolaşan mezarlıkta
kaç ölü oldu isimsiz
kaç mezar boş
hendek dolu her yanın
yoksun
hangi deliğe attılar
kaç oldu saat
sen bir ölüsün yaşayanlar dünyasında
"yaşayanlar ne yaşıyor" diye diye
dolandın
gitme vaktin gelmedi mi
kaç oldu saat
sen yoksun azizim sen bir ölüsün
anlatma boşuna
harcama nefesini
sen yoksun
nefes alan bir cesetsin sadece
öldürdüler seni
gördüm
kendi gözümle gördüm
iki kurşun sıktılar biri sırtına geldi
birini de
neyse azizim
sen bir ölüsün başka türlüsü olmaz
cesedine bir gazete örtüler
gördüm kendi gözümle gördüm
aldılar cesedini kılımı kıpırdatamadım
cesedini boş bir dağ mezarlığına attılar
gömemedim azizim seni gömemedim
kızma bana korkağın tekiyim ben biliyorsun
sahi kaç oldu saat
evden beklerler beni gitmeliyim
mezarlığına git dolanma buralarda
bir daha öldürürler
kaldıramam!
küfür dolaşan mezarlıkta
kaç ölü oldu isimsiz
kaç mezar boş
hendek dolu her yanın
yoksun
hangi deliğe attılar
kaç oldu saat
sen bir ölüsün yaşayanlar dünyasında
"yaşayanlar ne yaşıyor" diye diye
dolandın
gitme vaktin gelmedi mi
kaç oldu saat
sen yoksun azizim sen bir ölüsün
anlatma boşuna
harcama nefesini
sen yoksun
nefes alan bir cesetsin sadece
öldürdüler seni
gördüm
kendi gözümle gördüm
iki kurşun sıktılar biri sırtına geldi
birini de
neyse azizim
sen bir ölüsün başka türlüsü olmaz
cesedine bir gazete örtüler
gördüm kendi gözümle gördüm
aldılar cesedini kılımı kıpırdatamadım
cesedini boş bir dağ mezarlığına attılar
gömemedim azizim seni gömemedim
kızma bana korkağın tekiyim ben biliyorsun
sahi kaç oldu saat
evden beklerler beni gitmeliyim
mezarlığına git dolanma buralarda
bir daha öldürürler
kaldıramam!
19 Kasım 2014 Çarşamba
herkes gibisin
Bir anda bittin içimde
bir çığ gibi doruklarımdan akıp gittin
kalbim kırılmadı, incinmedim
sanırım sende her gibisin artık
biranda unuttum seni
birden yabancıydın bana
oysa ki sen değil miydin
ırmaklar çağlatan kalbimde
güneşten daha parlak gelen
geceden daha karanlık olan
en hüzünlü anılarım
en neşeli zamanlarımdın
biranda bittin
eridin içimde
yazın öğle sıcağındaki dondurma gibi
üzülmedim
üzülemedim
geceydi
elini tuttum sarılıp öptüm
her zaman ki gibiydi
yürüdük çay içtik
her zaman ki gibiydi
karanlık basmıştı etrafımızı
parlıyordun karşımda
gece saçların artık
kızıldı
kısaydı
yüzün buruktu
gözlerin dalgındı
her zaman ki gibiydin
neşeliydim
öykü anlattım
her zaman ki gibiydim
yürüdük yol boyu
gece daha bi geceydi
karanlık daha dipti
ellerin daha ürkekti
gözlerin daha dalgındı
ben daha da karamsarlaştım
artık hiç bir şey
her zaman ki gibi değildi
biranda bittin içimde
sarıldım arkamı döndüm
yürüdüm
aşık olduğum kadın değildin sanki
ardıma bakmadım
düşündüm ama istemedim
garip geldi ilk 20-30 adım
ama anladım
sen de artık herkes gibisin
bir çığ gibi doruklarımdan akıp gittin
kalbim kırılmadı, incinmedim
sanırım sende her gibisin artık
biranda unuttum seni
birden yabancıydın bana
oysa ki sen değil miydin
ırmaklar çağlatan kalbimde
güneşten daha parlak gelen
geceden daha karanlık olan
en hüzünlü anılarım
en neşeli zamanlarımdın
biranda bittin
eridin içimde
yazın öğle sıcağındaki dondurma gibi
üzülmedim
üzülemedim
geceydi
elini tuttum sarılıp öptüm
her zaman ki gibiydi
yürüdük çay içtik
her zaman ki gibiydi
karanlık basmıştı etrafımızı
parlıyordun karşımda
gece saçların artık
kızıldı
kısaydı
yüzün buruktu
gözlerin dalgındı
her zaman ki gibiydin
neşeliydim
öykü anlattım
her zaman ki gibiydim
yürüdük yol boyu
gece daha bi geceydi
karanlık daha dipti
ellerin daha ürkekti
gözlerin daha dalgındı
ben daha da karamsarlaştım
artık hiç bir şey
her zaman ki gibi değildi
biranda bittin içimde
sarıldım arkamı döndüm
yürüdüm
aşık olduğum kadın değildin sanki
ardıma bakmadım
düşündüm ama istemedim
garip geldi ilk 20-30 adım
ama anladım
sen de artık herkes gibisin
15 Eylül 2014 Pazartesi
azizim
Endişe ediyorum azizim
endişe ediyorum
hayata dair endişe ediyorum
sana dair endişelerim var
daha çok bana dair endişelerim
geleceğe dair endişe ediyorum azizim
birleşmemiz endişeye sebebiyet
ayrılmamız endişeye sebebiyet
endişe ediyorum azizim
endişe ediyorum
bize karşı olan her şeyden
endişe ediyorum
endişe ediyorum
hayata dair endişe ediyorum
sana dair endişelerim var
daha çok bana dair endişelerim
geleceğe dair endişe ediyorum azizim
birleşmemiz endişeye sebebiyet
ayrılmamız endişeye sebebiyet
endişe ediyorum azizim
endişe ediyorum
bize karşı olan her şeyden
endişe ediyorum
13 Eylül 2014 Cumartesi
Benim misin
"Benim misin?"
diplerde dolanmaktan alıkoyamıyorum kendimi
seni istemekle aklımı kaçırdım
deliler bayramına iki kişilik bilet buldum
benimle gelir misin
gidişini izlemek yeterince üzücüydü
yine döner misin
"benim misin?" der misin
diplerde dolanmaktan alıkoyamıyorum kendimi
seni istemekle aklımı kaçırdım
deliler bayramına iki kişilik bilet buldum
benimle gelir misin
gidişini izlemek yeterince üzücüydü
yine döner misin
"benim misin?" der misin
10 Eylül 2014 Çarşamba
balo
en hakiki dosttur kalabalık
insan kaynıyor şehirler
konuşmadan sağa sola çarparak işe gidişler
herkes bi aceleci sevgilim
herkesin yetişmesi gereken bi yer var
Allah işte yapmış yapacağını
olsun yine de küfür etme onlar da insan
ayrı yazılan "-de, -da" yı anlatmıştın bana ama
demek tam verememişim kendimi halen yanlış yazıyorum
"-ki" ye hiç bulaşma sevgilim
kirlenmesin dünyan
yeşilli mavili dünyalar kurardık
içinde yoktu koca gökdelenler
hem ne boktan şeyler onlar öyle
kitapsız sınırsız uzanışlar göğe doğru
çok utanmazca sevgilim gökdelenler
onları yaptıranları sorma gitsin
cehennem ne için var
işçi hep işçi olarak kalacaktır
emir demiri hep kesecek
patron hep göt büyütüp semerlenecek
olsun sevgilim olsun onlar da insan
her yaratılan Allah'tan
İskenderiye'yi yakanlar da
önce hiristiyanlar sonra müslümanlar
çekeceği varmış o duvarların
yakılası varmış o kitapların
elma yiyelim sevgilim
kırmızı olsun
kan dolalım
kan emici şirketlere yedirtmeyelim
kendimizi
şehrimizi
şehrimiz güzel sevgilim
gökdelenlerle delinmesin maviliği
bir sürü akıllı insan var neden onlara bırakılmıyor sevgilim
elbet maviyi yeşili seven ama dolar yeşilini de hacı yeşilini de sevmeyen
bir kaç on insan vardır
bırakalım onlara şehri
onlar baksın
neyse sevgilim son verirkene burda bu mektubuma
gözlerine dolsun ışık
gece saçların dalgalansın
ve
öperim burnundan.
-motor alalım-
insan kaynıyor şehirler
konuşmadan sağa sola çarparak işe gidişler
herkes bi aceleci sevgilim
herkesin yetişmesi gereken bi yer var
Allah işte yapmış yapacağını
olsun yine de küfür etme onlar da insan
ayrı yazılan "-de, -da" yı anlatmıştın bana ama
demek tam verememişim kendimi halen yanlış yazıyorum
"-ki" ye hiç bulaşma sevgilim
kirlenmesin dünyan
yeşilli mavili dünyalar kurardık
içinde yoktu koca gökdelenler
hem ne boktan şeyler onlar öyle
kitapsız sınırsız uzanışlar göğe doğru
çok utanmazca sevgilim gökdelenler
onları yaptıranları sorma gitsin
cehennem ne için var
işçi hep işçi olarak kalacaktır
emir demiri hep kesecek
patron hep göt büyütüp semerlenecek
olsun sevgilim olsun onlar da insan
her yaratılan Allah'tan
İskenderiye'yi yakanlar da
önce hiristiyanlar sonra müslümanlar
çekeceği varmış o duvarların
yakılası varmış o kitapların
elma yiyelim sevgilim
kırmızı olsun
kan dolalım
kan emici şirketlere yedirtmeyelim
kendimizi
şehrimizi
şehrimiz güzel sevgilim
gökdelenlerle delinmesin maviliği
bir sürü akıllı insan var neden onlara bırakılmıyor sevgilim
elbet maviyi yeşili seven ama dolar yeşilini de hacı yeşilini de sevmeyen
bir kaç on insan vardır
bırakalım onlara şehri
onlar baksın
neyse sevgilim son verirkene burda bu mektubuma
gözlerine dolsun ışık
gece saçların dalgalansın
ve
öperim burnundan.
-motor alalım-
6 Eylül 2014 Cumartesi
yaklaş azıcık
"kes bi hale min nizane"
her kimse kendinden sorumludur sevgilim
kimse seni anlamak zorunda değil yani
seninde bir kimseye anlatma mecburiyetin yok
zaman
su olur akar
yel olur uçar
sen olur kaçar
bırak sevgilim sen kendine yetmezsin
ben kendime yetmem
biz birken kendi kendimize belki yeteriz
olasılık dahilinde olması ne güzel her bi şeyin
araya neler girmiş çıkmış
kaybetmişiz varsa bile bi çıkış
bunca hır-gür
karavana her atış
-epey zaman oldu, yaklaş azıcık-
10 Temmuz 2014 Perşembe
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)