soluksuz ve çok ince konuşuyordu. sesi o kadar içten ve sıcak geliyordu ki adı Ayla imiş.
-İyi günler. Ayla ben biraz vaktiniz varsa sizi ... bankamızın çok avantajlı kredi kartı hakkında
bilgilendirmek istiyordum.
-Buyrun.
-Güneş bey
o kadar etkileyici bir ses nasıl olur arkadaş. sakin ol Yüksel belli etme
sonra kendini kötü hissetmesini istemezsin dimi.
-Size güneş Bey mi desem Yüksel Bey mi?
-Önemli değil ikisi de benim sonuçta
-Peki.
sen hep konuş Ayla susma şuan iliklerime kadar sarsılıyorum sesinin her tınısında
-Yüksel Bey bilmem ne kartımızla yapacağınız her alışverişte isterseniz ayakkabı bağcığı alın 13 taksit yapabiliyorsunuz. Her alışverişte ekstra yüzde sıfır nokta bilmem kaç sıfır 5 puan birikiyor.Bu puanlarınızla at yarışı bile oynayabilirsiniz.
ses çıkarma Güneş ses kaydı yapılıyordur şimdi çok ukala ve bilmiş görünme. az bekle nasılsa birşeyler soracak işte o zaman kapatalım artık daha fazla sürdürmeyelim artık birbirimize göre değiliz dersin.
-Yüksel Bey size herhangi bir güvenlik sorusu sorarak yormayacağım. siz bu kartı almayı onayladıktan sonra en geç bir buçuk hafta içinde kapınızda olacak. onaylıyor musunuz efendim?
-bana sadece Güneş yada Yüksel de efendime beye gerek yok.
-peki Yüksel.
sen hep Yüksel de. Bana bak hikaye anlat, çay demle bana. elini tutmamı iste benden
-Aylacım ben kredi kartı kullanmıyorum ve kullanmayı düşünmüyorum.
-Efendim bana Ayla Hanım demenizi tercih ederim.
yapma Ayla şuan beni darma dağın ettin. yatakları ayırdın. yastıksız salona gönderdin. evden kovup ayakkabılarımı merdivenden aşağı fırlattın.
-herhangi bir banka kartı kullanmak istemiyorum.
-Galip Bey bu kartla alışveriş yaptığınızda dilerseniz 3 ay 2 hafta sonra ödemeye başlayabilirsiniz.
-tamam seni de anlıyorum Gözdecim bu senin görevin. birilerinin bunu yapması lazım. Bindiğimiz otobüs şöförü bizi sallamıyor biz selam versekte. kapı komşumuzla asansörde karşılaşınca elimiz ayağımız dolanıyor birbirine. yokluktan aynı gömleği farklı günlerde 3 kişi de giyiyoruz tamam.
-Anlamadım efendim.
-3 ay 3 hafta diyordunuz.
-evet Yüksel Bey. 3 ay 2 hafta
-Yüksel
-pardon yüksel bey
-...
-...
ama olmuyor artık Ayşe hem beni evden kovdun hem de hala konuşuyorsun kaçak dövüşmek bu. ama dur demlemediğin çayın hesabını vereceksin kadın.
-Biri arıyor kapatmalıyım.
tamam yok öyle birşey de napayım ödetmem lazım bir şekilde.
-Yekta bey daha giyimdeki avantajlarından bahsetmedim ki
-Arzu ben giyim alışverişi yapmıyorum
-nasıl yapmıyorsunuz efendim.
-be çıplak dolaşmayı seviyorum
-..
hadi öptüm byy Avşarcım.
4 Ağustos 2012 Cumartesi
26 Temmuz 2012 Perşembe
herşey sermaye için
-herşey sermaye için sevgilim-
seni öpünce
sokaklar insanlarla dolar
pankartlar renkli meşaleler
herkesin elinde
ortalık mahşer kalabalığına denk olur
valilik şaşkınlıktan küçük dilini yutar
hemen bir olağan üstü hal ilanı
her tarafta polisler
panzerler su sıkıyor havaya doğru
kalabalık serinlesin diye
polisler deodorant sıkıyor kalabalığa doğru
terden kimse etkilenmesin diye
hava kuvvetleri jetlerle
kalabalığın üstüne
renkli kağıtlar dağıtır
konfetiler fenerler bırakır
jetlerin arkasından çıkan dumanla
barış işareti yaparlar
başbakanlık hemen yola
yemek yapılan bir yer kurdurur
kimse acıkmasın diye
kimse aç kalmasın diye
kara yolları yolları trafiğe kapatır
camilerin hoparlörlerinde
şarkılar çalar
imamlar minarelere çıkıp düet yaparlar
karnaval olur Rio'yu aratmayan
dans eden kadın ve erkekler
renk renk boyalarla yüzlerini boyamış insanlar
çekirdekçiler çekirdeği yarı fiyatına satar
biralar buz gibi dağıtılır hemde beleş
evet sevgilim sen beni öpersen
dünya güzelleşecek
biz güzelleşecez
-herşey sermaye için sevgilim-
seni öpünce
sokaklar insanlarla dolar
pankartlar renkli meşaleler
herkesin elinde
ortalık mahşer kalabalığına denk olur
valilik şaşkınlıktan küçük dilini yutar
hemen bir olağan üstü hal ilanı
her tarafta polisler
panzerler su sıkıyor havaya doğru
kalabalık serinlesin diye
polisler deodorant sıkıyor kalabalığa doğru
terden kimse etkilenmesin diye
hava kuvvetleri jetlerle
kalabalığın üstüne
renkli kağıtlar dağıtır
konfetiler fenerler bırakır
jetlerin arkasından çıkan dumanla
barış işareti yaparlar
başbakanlık hemen yola
yemek yapılan bir yer kurdurur
kimse acıkmasın diye
kimse aç kalmasın diye
kara yolları yolları trafiğe kapatır
camilerin hoparlörlerinde
şarkılar çalar
imamlar minarelere çıkıp düet yaparlar
karnaval olur Rio'yu aratmayan
dans eden kadın ve erkekler
renk renk boyalarla yüzlerini boyamış insanlar
çekirdekçiler çekirdeği yarı fiyatına satar
biralar buz gibi dağıtılır hemde beleş
evet sevgilim sen beni öpersen
dünya güzelleşecek
biz güzelleşecez
-herşey sermaye için sevgilim-
30 Haziran 2012 Cumartesi
sen de haklısın
-kendini eğlenceli mi sanıyorsun?
+hayır
-bu dünyada en çok acı çeken sensin gibi davranmayı kes
+ama neyse boş ver
illa ellerini açıp ta mı dilemek gerekiyor
aklından geçirince olmuyor mu
büyüksün büyük olmasına da
sanki biraz pervasızsın
oldukça eğleniyor gibisin de
eğlenmek tabi ki güzel
hakkın da
ne de olsa yalnızsın
hep yalnızlığını dile getirip duruyorsun
tekim tek deyip
anlamadım
insanları yalnızlığı mı özendiriyorsun
hem yalnızım deyip hem insanlarla eğlenmek
sanırım biraz da şımarıksın
evet var bolca acı hayata serpiştirdiğin
biraz sadistlik var sende
acı çekenlerden hoşlanıyorsun
-illa Mecnun mu olmak gerekiyor sana yaranmak için-
+hayır
-bu dünyada en çok acı çeken sensin gibi davranmayı kes
+ama neyse boş ver
illa ellerini açıp ta mı dilemek gerekiyor
aklından geçirince olmuyor mu
büyüksün büyük olmasına da
sanki biraz pervasızsın
oldukça eğleniyor gibisin de
eğlenmek tabi ki güzel
hakkın da
ne de olsa yalnızsın
hep yalnızlığını dile getirip duruyorsun
tekim tek deyip
anlamadım
insanları yalnızlığı mı özendiriyorsun
hem yalnızım deyip hem insanlarla eğlenmek
sanırım biraz da şımarıksın
evet var bolca acı hayata serpiştirdiğin
biraz sadistlik var sende
acı çekenlerden hoşlanıyorsun
-illa Mecnun mu olmak gerekiyor sana yaranmak için-
19 Haziran 2012 Salı
kedi ölmüş
bir çay içelim dediğim için olmadı
evet evet haklısın
çay daha çok
başarısız bir erkeği anlatıyor sanki
beceriksiz
avare
oysa ki bir kahve deseydim
belki şansım artardı
kahve
beyaz
porselen
asil
evet evet
kahve daha iyi olurdu
-beni aldatma-
ilginçlik olsun diye mi
uzun uzun kafiyesiz
yazışlar
kim bilir belkide
"Yunus" gibi büyük bir şair olmak zor
herkesin bir derdi var
bi dertli biz değiliz
kül kül her taraf
rüzgarlara karış
ince ince pusular
yol boyu engebeler
-beni söyletme-
güneş doğdu
güneş battı
mahallenin kedileri görmüş
onlar biliyor
bi boka benzemedi tüm yaptıklarımız
sele tutuldu
çıkmaz sokakta kaldık
duvarın üstünden atlamak zor geldi bize
belki de sana
evet evet
sana
-kedi ölmüş-
evet evet haklısın
çay daha çok
başarısız bir erkeği anlatıyor sanki
beceriksiz
avare
oysa ki bir kahve deseydim
belki şansım artardı
kahve
beyaz
porselen
asil
evet evet
kahve daha iyi olurdu
-beni aldatma-
ilginçlik olsun diye mi
uzun uzun kafiyesiz
yazışlar
kim bilir belkide
"Yunus" gibi büyük bir şair olmak zor
herkesin bir derdi var
bi dertli biz değiliz
kül kül her taraf
rüzgarlara karış
ince ince pusular
yol boyu engebeler
-beni söyletme-
güneş doğdu
güneş battı
mahallenin kedileri görmüş
onlar biliyor
bi boka benzemedi tüm yaptıklarımız
sele tutuldu
çıkmaz sokakta kaldık
duvarın üstünden atlamak zor geldi bize
belki de sana
evet evet
sana
-kedi ölmüş-
18 Mayıs 2012 Cuma
gri bataniyeyi unutma
yağmur yağıyordu bir çift şarmaş dolaş
"şşşıt sen, gel bakim buraya"
"efendim"
"adın ne?"
"bahadır"
"ateşin var mı? sigara versene bir tane
hangi sigarayı içiyorsun"
"camel soft"
"iyi iyi ver bi tane
adım ne demiştin, ha ha hatırladım sefer"
"yok abi baha.."
"adın sefer sefer , al şu kalemi bir gün yağmur yağınca bir yerde bir çifte bakan bir genç görürsen ona ver ve onun adı sefer olsun, benim de başka bir adım vardı şimdi hatırlamıyorum. Şimdi ki adım sefer"
gitti mal gibi kaldım ortada. Kimse de sen de bi siktir git demedi. Gitmedim yalı kazığı gibi dikildim. Gerçi o kadar uzun boyum yok ama olsun deyim gereği.
bazen hayaller insanı yorar. Öyle bi yorar ki.
bir sevgilim vardı -eskilerden eskilerden- iki kez görüşmüştük daha. Gitti hiç birşey demeden.
hani açıklama falan.. Iıı-ıh yok açıklama "siktir git" dercesine bir bırakış.
hayaller diyorduk; fazla dolanmamalı içlerinde en tatlı yerinde bırakmalı daha ayrıntıya inmemek gerekir.
"bu koltuğa iyi bak, kırmızı olana. Bu koltuğu unutma. Birde bu battaniyeyi gri olanı."
"tamam."
"şşşıt sen, gel bakim buraya"
"efendim"
"adın ne?"
"bahadır"
"ateşin var mı? sigara versene bir tane
hangi sigarayı içiyorsun"
"camel soft"
"iyi iyi ver bi tane
adım ne demiştin, ha ha hatırladım sefer"
"yok abi baha.."
"adın sefer sefer , al şu kalemi bir gün yağmur yağınca bir yerde bir çifte bakan bir genç görürsen ona ver ve onun adı sefer olsun, benim de başka bir adım vardı şimdi hatırlamıyorum. Şimdi ki adım sefer"
gitti mal gibi kaldım ortada. Kimse de sen de bi siktir git demedi. Gitmedim yalı kazığı gibi dikildim. Gerçi o kadar uzun boyum yok ama olsun deyim gereği.
bazen hayaller insanı yorar. Öyle bi yorar ki.
bir sevgilim vardı -eskilerden eskilerden- iki kez görüşmüştük daha. Gitti hiç birşey demeden.
hani açıklama falan.. Iıı-ıh yok açıklama "siktir git" dercesine bir bırakış.
hayaller diyorduk; fazla dolanmamalı içlerinde en tatlı yerinde bırakmalı daha ayrıntıya inmemek gerekir.
"bu koltuğa iyi bak, kırmızı olana. Bu koltuğu unutma. Birde bu battaniyeyi gri olanı."
"tamam."
13 Mayıs 2012 Pazar
gün olur
ne güzel görünüyor
bahçelerdeki limon ağaçları
dalları sarkmış
zaman
güneşin aşıkları altına uzanmış
ay
göğe asılmış
güneşin yorulmasını beklemekte
bahar bitmeye meyilli
yazlar çok yakın..
bahçelerdeki limon ağaçları
dalları sarkmış
zaman
güneşin aşıkları altına uzanmış
ay
göğe asılmış
güneşin yorulmasını beklemekte
bahar bitmeye meyilli
yazlar çok yakın..
8 Mayıs 2012 Salı
manda tersi
şanslı çocuklardı mutsuzluğu hiç tatmamış olanlar
mutluluk içinde yaşayanla
mutsuzluk içinde yaşayanın
değerleri de farklı olur
nietzsche öldü
aslında
nietzsche hiç doğmamıştı
şişmanlarlar güleç çocuklar
ne Ekimler atlatırlar
bakış açısına göre Kasım olan
saat 4 olmuş
sabah mı gece mi anlamadım
mutluluk içinde yaşayanla
mutsuzluk içinde yaşayanın
değerleri de farklı olur
nietzsche öldü
aslında
nietzsche hiç doğmamıştı
şişmanlarlar güleç çocuklar
ne Ekimler atlatırlar
bakış açısına göre Kasım olan
saat 4 olmuş
sabah mı gece mi anlamadım
24 Nisan 2012 Salı
gitmiş
iyi bir insan olduğumu söylüyorlardı
kimlerdi söyleyen hatırlamıyorum
yavaş yavaş gittiler
beni bıraktılar
hastaymışım
kim diyor hasta olduğumu
kim inandırabilir beni
gittiler
birer birer
yalnız kaldım
olsun ben zaten yalnızlığı severim
hem bak koca şehir bana kaldı
biri olsaydı top oynardık
biraz koşar yorulur sonra da bir şeyler yemeye giderdik
kimse kalmadı
beni bırakıp gitti herkes
yalnızım
o
o nasıl gitti peki
beni neden yalnız bıraktı
hani sevgilimdi
hani beni seviyordu
o da gitti
tanrı gibi
önce ona inanmam için beni güzel laflarla
vaatlerle kandırdı
ve
tanrı gibi o da terk etti
herkes gitsin umurumda değil de
o niye gitti ki
o gitmeseydi şimdi ona yumurta yapardım
hemde en sevdiğinden unlu olanından
olsun şehir bana kaldı
istediğim yere
kimseye bir şey demek zorunda kalmadan girebiliyorum
bu şehrin başkanı da benim
allahı da
ben tekim
hepsi gitti
yalnızım
olsun ben zaten yalnızlığı severim
bir sürü araba var şehirde
hiç binmediğim modellere bindim
hemde hiçbiri kilitli değil biliyor musun
bütün evlerin dükkanların
aklına gelecek her şeyin kapısı açık
ben buraların efendisiyim
ama kimse yok
hayvanlar bile gitti
yavaş yavaş hepsi terk etti
ellerim kıpkırmızı
yüzümde öyle
ben kırmızıya bayılırım zaten
gözlerim kırmızı siyah olmuş
böyle çok güzel görünüyorlar
başka birini bu şekilde gördüğümü hatırlamıyorum
gerçekten hasta mıyım
yok canım ne hastası
ben tanrıyım
ve istediğim gibi renklere sahip olurum
tanrılar neden hep yalnızdır
onca yarattığının biri mi yanında kalmaz
ona yarenlik etmez
duyuyor musun sesleri
bulutlar bu tarafa doğru geliyorlar
uzun zaman oldu yağmur bile yağmadı
belki yağmur yağar da buralar biraz temizlenir
belki hastalıkta biter
ne hastalık mı
yok canım ne hastalığı
kirliliği kast ediyorum
buralar çok kirli
o neden gitti hani beni seviyordu
küçükken annem anlatırdı
tanrı herkesi severmiş
herkesin her daim yanında olurmuş
o çoktan gitti
annemde beni kandırmış
belki de annemi de kandırmışlardı
o neden gitti
o gece saçlı kız neden gitti
hani beni hiç bırakmayacaktı
keşke o da hasta olsaydı
yanımda kalırdı
koca şehirde ikimiz yaşardık
kocaman parklarında koşardık
gitti o da herkes gibi gitti
ben hastayım sanırım
hastayım
ve
yalnız bir hastayım
hani hasta olunca elini tutan
sana bakan birileri olurdu
hastayım diyorum işte
neden kimse gelmiyor
tanrı bizi kandırmış
tanrı aslında kendini kandırmış
ben tanrının sızlayan beyniyim..
kimlerdi söyleyen hatırlamıyorum
yavaş yavaş gittiler
beni bıraktılar
hastaymışım
kim diyor hasta olduğumu
kim inandırabilir beni
gittiler
birer birer
yalnız kaldım
olsun ben zaten yalnızlığı severim
hem bak koca şehir bana kaldı
biri olsaydı top oynardık
biraz koşar yorulur sonra da bir şeyler yemeye giderdik
kimse kalmadı
beni bırakıp gitti herkes
yalnızım
o
o nasıl gitti peki
beni neden yalnız bıraktı
hani sevgilimdi
hani beni seviyordu
o da gitti
tanrı gibi
önce ona inanmam için beni güzel laflarla
vaatlerle kandırdı
ve
tanrı gibi o da terk etti
herkes gitsin umurumda değil de
o niye gitti ki
o gitmeseydi şimdi ona yumurta yapardım
hemde en sevdiğinden unlu olanından
olsun şehir bana kaldı
istediğim yere
kimseye bir şey demek zorunda kalmadan girebiliyorum
bu şehrin başkanı da benim
allahı da
ben tekim
hepsi gitti
yalnızım
olsun ben zaten yalnızlığı severim
bir sürü araba var şehirde
hiç binmediğim modellere bindim
hemde hiçbiri kilitli değil biliyor musun
bütün evlerin dükkanların
aklına gelecek her şeyin kapısı açık
ben buraların efendisiyim
ama kimse yok
hayvanlar bile gitti
yavaş yavaş hepsi terk etti
ellerim kıpkırmızı
yüzümde öyle
ben kırmızıya bayılırım zaten
gözlerim kırmızı siyah olmuş
böyle çok güzel görünüyorlar
başka birini bu şekilde gördüğümü hatırlamıyorum
gerçekten hasta mıyım
yok canım ne hastası
ben tanrıyım
ve istediğim gibi renklere sahip olurum
tanrılar neden hep yalnızdır
onca yarattığının biri mi yanında kalmaz
ona yarenlik etmez
duyuyor musun sesleri
bulutlar bu tarafa doğru geliyorlar
uzun zaman oldu yağmur bile yağmadı
belki yağmur yağar da buralar biraz temizlenir
belki hastalıkta biter
ne hastalık mı
yok canım ne hastalığı
kirliliği kast ediyorum
buralar çok kirli
o neden gitti hani beni seviyordu
küçükken annem anlatırdı
tanrı herkesi severmiş
herkesin her daim yanında olurmuş
o çoktan gitti
annemde beni kandırmış
belki de annemi de kandırmışlardı
o neden gitti
o gece saçlı kız neden gitti
hani beni hiç bırakmayacaktı
keşke o da hasta olsaydı
yanımda kalırdı
koca şehirde ikimiz yaşardık
kocaman parklarında koşardık
gitti o da herkes gibi gitti
ben hastayım sanırım
hastayım
ve
yalnız bir hastayım
hani hasta olunca elini tutan
sana bakan birileri olurdu
hastayım diyorum işte
neden kimse gelmiyor
tanrı bizi kandırmış
tanrı aslında kendini kandırmış
ben tanrının sızlayan beyniyim..
16 Nisan 2012 Pazartesi
singapur'a
kısa bir öykü anlatacakmış
yazdan kalma kısa bir şortla karşımda oturuyor
dinliyorum dercesine gözlerinin içine
doğru güldüm
çok nazlı davranıyordu
"yaza yaz dedirten" diye başladı
gözlerimi kaçırdım
içi sıkıldı hissettim
gözlerine baktım
bu sefer daha soğuk bakıyordum
"yaz bitince bitti" dedi
gülümsedim
"yazı yaşayabilir miyiz yazınca"
yaz bitti dedim
yine de yaz istersen
belki okurum
zira iyi bir okuyucu değilim
söz konusu yazlık hikayeler olunca
içeri gitti
elinde bir tomar kağıt
"anlık yazmıştım" dedi
anı yaşamak için mi yazdın?
"hayır dondurmak için birlikte dondurma yerken"
birlikte dondurma mı yenmiş
hemde kumlara basınca
eskilerden kalma bir hikaye
sıkıldım
kalktım
"yine yazı yazabilir yazı yaşayabiliriz"
kısa şortla mı çıkacaksın?
"belki"
yaz daha gelmedi
"sanırım"
gidiyorum ben
"sen bilirsin"
sokak boştu
kısa şortuyla koştu ardım sıra
"çay içelim"
soğuk bir biraya ne dersin
"sigarayı bıraktım"
peki ya bira
"sigarasız bira ruhsuz bir insan gibi"
çay içelim
parmak arası terliklerini
süre süre yürüyordu
elimi tuttu
"yaz bitti anı yaşayalım"
tanrı gülümsüyor yukarıdan
"bozmaz belki planları"
belki de
"kader gülümsüyor"
boşver nerde içecez?
"singapur'a ne dersin"
gidelim..
yazdan kalma kısa bir şortla karşımda oturuyor
dinliyorum dercesine gözlerinin içine
doğru güldüm
çok nazlı davranıyordu
"yaza yaz dedirten" diye başladı
gözlerimi kaçırdım
içi sıkıldı hissettim
gözlerine baktım
bu sefer daha soğuk bakıyordum
"yaz bitince bitti" dedi
gülümsedim
"yazı yaşayabilir miyiz yazınca"
yaz bitti dedim
yine de yaz istersen
belki okurum
zira iyi bir okuyucu değilim
söz konusu yazlık hikayeler olunca
içeri gitti
elinde bir tomar kağıt
"anlık yazmıştım" dedi
anı yaşamak için mi yazdın?
"hayır dondurmak için birlikte dondurma yerken"
birlikte dondurma mı yenmiş
hemde kumlara basınca
eskilerden kalma bir hikaye
sıkıldım
kalktım
"yine yazı yazabilir yazı yaşayabiliriz"
kısa şortla mı çıkacaksın?
"belki"
yaz daha gelmedi
"sanırım"
gidiyorum ben
"sen bilirsin"
sokak boştu
kısa şortuyla koştu ardım sıra
"çay içelim"
soğuk bir biraya ne dersin
"sigarayı bıraktım"
peki ya bira
"sigarasız bira ruhsuz bir insan gibi"
çay içelim
parmak arası terliklerini
süre süre yürüyordu
elimi tuttu
"yaz bitti anı yaşayalım"
tanrı gülümsüyor yukarıdan
"bozmaz belki planları"
belki de
"kader gülümsüyor"
boşver nerde içecez?
"singapur'a ne dersin"
gidelim..
14 Nisan 2012 Cumartesi
kırmızılar diyarına veda
geçmiş geçti
ne gemiler yakıldı çıkılan adalarda
geri dönülmesin diye
hep bir başka gemi göründü ufukta
en çaresiz anlarda
kaçak çayın ağızda bıraktığı
burukluk gibiydi
her adadan ayrılış
öyle adalara demir atılır ki
sabaha kadar dans edersin
gökyüzü turuncu oluncaya kadar
koşarsın
ve ordan ayrılma vakti gelmiştir artık
yeni bir ada yeni bir heyecan
her yenilik
her bilinmezlik
bu kadar cazibeli midir?
daha da başka adaya bağlanamam derken
bir diğer ada da başka güzellikler
kırmızılar diyarından ayrılırken
kavun içi bir zaman başlar
deliler bayramını kutlarken
sokaklarda kovalamacalara katılırsın
her an
bir sonraki anı
daha heyecanlı kılıyor
-durma dümene asıl ve demir al
yeni adalar yerlerinde bekliyor-
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)