9 Ağustos 2013 Cuma

İki sigara

-eksik olan şeyleri severim.-

        O sesten önce ne güzel oturmuş muhabbet ediyorduk. Baya çabalamıştım aslında bu yemek için ve birden boktan bi şekilde bozulacağını düşünmemiştim. Çok yalnızdım ve birlikte olduğum tüm kadınlar kısa sürede terk ediyorlardı. Ahmet Abiye sordum.

 -Olum pahalı yere götür onları.

        İyide ne alakası var, niye pahalı yer mecburiyeti var. Hayır bir cimrilik değilde saçma gelmesi durumu. Ne kadar desemde anlamadım mantığım yetmedi bunlara. Anlatınca anlıyorum aslında da mantıksız geliyor. Tamam anladım abi ama.. diye başlıyorum ve bir sonuca varamıyoruz. Neyse nerde kalmıştık. Ahmet Abi'nin tavsiyesine uydum. Aslında o kadar çok denenmiş ve çoğunlukla başarılı olunmuş ki olmaması benim beceriksizliğim olacaktı. 
        Şöyle şehirden uzak yüksekçe bir yere kurulmuş doğanın ortasında -hani vaatler vardır ya "doğayla iç içe" işte oralardan biri, bence saçmaydı çünkü o yeşili mahvediyor. Yürünmesi gereken yerde o lüküslüğü kondurarak insanı saçma bir kasvete sürüklüyor- körfeze gül dökülmüş masalardan baktıran bir yer. Tamam dedim budur işte pahalıysa pahalı, havalıysa havalı. Araba kiraladım -bir arabam yoktu hiç olsun diyede bir hevesim olmamıştı. Bir motorum vardı onunla götürme demişti Ahmet Abi. O an anladım ki Ahmet Abi benim ilişki uzmanım olmuştu.- Yolda yolmuş hani dön dön bi hal olduk. Bu durum kadının çok hoşuna gitmiş olmalı ki kıkır kıkır gülüyordu. Ne söylesem komik geliyordu. Her şey mükemmele yakındı. Ta ki o kadın gelip arkamdan bağırıncaya kadar. İlk bağırdığında bana söylediğinin farkında değildim tabi, karşımdaki kadın dikkat kesilince anladım ki bizmişiz muhatap daha doğrusu benmişim. Döndüğümde ilk defa görüyordum bu kadını. 

-Orospu çocuğu neden bırakıp gittin beni. Hiç bir şey demeden neden siktir olup gittin. 

        Ben annemi biliyorum dedim. O ev hanımıdır. O taraklarda bezi olmaz. Sonra saçmaladığımı fark ettim sustum allahtan kimse duymamıştı ne dediğimi.

-Ne geveliyon olum ağzında düzgün konuşsana erkek gibi söylesene. 
İşler baya karışıyordu. Biriyle mi karıştırdınız beni ben sizi ilk defa görüyorum dedim. Kuyruğuna basılmış kedi gibi bağırmaya başladı.

-Lan göt lalesi bu mu bahanen karşında duran şu safinazdan mı çekiniyon? Ne var onda bende olmayan. Daha mı fantezi geçmişi geniş, daha mı çok mutlu ediyor seni. Senin her bir derdine koşmadım mı? Yemeğini mi yapmadım, temizliğini mi yapmadım. Sırf sen seviyorsun diye kitaplar mı okumadım annemden kahve yapmayı mı öğrenmedim. Söyle bana ne derdin vardı da kayboldun haber vermeden.

        Baya kafam karışmıştı ne dediğini anlamaya çalışırken birden karşımdakini hırpalamaya başladı. Zor elinden aldım. Arabaya gittik şehre döndük. Ahmet Abi'yi sövgüyle andım. Evime döndüm yine yalnızdım. Şişmanı aradım iki bira içelim diye o da patronuyla bağ evine mangala gidecekmiş. Aldım sigaramı çakmağımı çay içeyim bari deyip çay bahçesinin yolunu tuttum. Çay bahçesinde gecemin içine eden kadını gördüm çay söyleyip yanına oturdum.

-Ne oldu? diye sordu. Hiç dedim hiç bir şey olmadı sen geldikten sonra eve yalnız gittim dedim.
-Üzüldüm. Halbuki daha sert bir gece olabilirdi değil mi?
Geçip gitti dedim. 
-Erkekler neden bu kadar sik kafalı?
-Bilmem hepsimi öyle?
-Evet, sen öyle değilim zannediyorsun ya sen de öylesin.
-Sanmıyorum öyle olduğumu, gerçi olsam da ne fark edecek ki
-Hadi git çayını içtiysen yeter bu kadar testosteron fazla bana bir günde.
-Ciddi olarak beni tanıdığını düşünmüştüm.
-Ben bütün erkekleri tanırım bi bok çukurundasınız hepiniz.
-Peki sana iyi yüzmeler o vakit.

Motoruma atlarken 

-Fazla kaskın var mı?

        Konuşmadan verdim kaskı. İki sigarayı aynı anda ağzıma koyarak yaktım, birini ona verdim ve yola çıktık. Ne o nereye gidiyoruz dedi ne ben biliyordum nereye gittiğimizi. Kaybolmuştum uzun zamandır. Kaybolmuş kaybolmuşu tanır. Hiçsizliğe doğru yol almak istedimse de yolu nerde başlar nerde biter bilemeden öylece yollandık.

-eksik olanı severim hele hayatın yada umudun eksik olanını-

1 yorum:

yazıcı dedi ki...

bu iydi şampiyon ;)