22 Mayıs 2015 Cuma

zencefil

Saçların kızıldı, kısaydı
Bitti
Bitmeseydi; sabahları beraber uyanırdık
Birlikte çay içerdik, kahvaltı yapardık
Şemsiyesiz yağmurda dolaşırdık
Sen hasta olurdun sana zencefilli çay yapardım Öperdim ben de hasta olurdum
İçimde kalmazdın
İçimde olurdun
Tembellik ederdik ara ara işi asardık
Sonra tanıdık doktordan rapor alırdık
Kimse bilmesin diye hasta olmadığımızı
Gezip dolanırken fotoğraf çekinmezdik
Bitmeseydi
Karavan alırdık 
Kamp yerlerini dolaşırdık dolaşabildiğimiz kadar
Japonya'ya giderdik hayran hayran bakınırdık etrafımıza
Önümüze gelene animeleri sorardık 
Bizden tiksinirlerdi
" Bu ne görgüsüzlük" diye iç geçirseler de yüzümüze vurmazlardı
Çadırda kalırdık
Karavanda uyurduk
Evimiz olmazdı yurdumuz olmazdı
Sadece biz olurduk
Ama bitti.

24 Mart 2015 Salı

Garson

 Garson uzaktan uzaktan bizi kesiyordu, hiç görmemiş gibi sanki orda olduğunu bilmiyormuş gibi uzun uzun, yaya yaya menüye bakmaya devam ettim. Ayşe zaten kararsızdır beni bekliyor şunu yiyelim mi dememi. Ben de anın tadını çıkarıyorum. Garson siparişi ha verdik ha verecez diye gidemiyorda; bu kadar bekledikten sonra gitmek insana koyar. Hani araba beklersin bi durakta ve gelmez az aşağıdaki durağa gitsen daha çabuk araba geleceğini bilirsin de yine bu kadar bekledikten sonra gitmezsin ya geldi gelecek diye işte tam öyle bi durumda garson. Kendi kendime eğlenirken ve bunu daha da uzatacakken Ayşe karar verdi ben şunu yiyecem dedi ben o an garsonu ve aramızdaki durumu unuttum Ayşe'ye şaşırmaya başladım. İlk defa karar vermişti birşeye ama benim hevesimi de kursağımda bırakmıştı. O an soğudum. Anlatsam " bu ne biçim bahane lan" der ve küfürü basardı. Ama o an kafamda bitmişti. Ayşe bebeğim artık biz birlikte olamayacaz üzgünüm garsonla arama girdin. Hem hiç olmaman gereken yerde aşırı kararlı oldun. Buda seni tanıyamadığımı ve tahminlerimin yanlış OLDUĞUNU gösterdi. Ben bu durumu kaldıramam kusura bakma. 
    Sonra ayaklandım çıkacam "Ayşe nereye der gibi baktı, tuvalete de mi gitmeyek der gibi baktım. Garson yeter verin artık şu siktiğim siparişini der gibi baktı. Ayşe bana ben garsona garson Ayşe'ye baka baka tam 17sn geçti. Nerden mi biliyorum tam karşımda ki duvarda dijital saat var ve üstün matematik bilgimi kullanarak hemen çıkarma işlemi yaptım ve buldum. Zaten hep matematiğim iyi olmuştur ama işte okuyamadık ki malum fakirlik" ne diyorum LAN ben okudum ya hem de hala okuyorum mal ben kendi kendimin canını sıkıyorum saçma sapan boş boş konuşmalarla. Neyse tuvalete gitmekten vazgeçtim, Ayşe bakmaktan vazgeçti, garson siparişi almaktan vazgeçti. İşte sonra uyandım ve kendime küfür etmeye başladım yatakta bu ne boktan rüya LAN. Rüyaların bile aşırı boktan ve anlamsız.

23 Ocak 2015 Cuma

Boş mezar

kar yağıyor cesedine
küfür dolaşan mezarlıkta
kaç ölü oldu isimsiz
kaç mezar boş 
hendek dolu her yanın
yoksun 
hangi deliğe attılar 
kaç oldu saat

sen bir ölüsün yaşayanlar dünyasında
"yaşayanlar ne yaşıyor" diye diye
dolandın 
gitme vaktin gelmedi mi
kaç oldu saat

sen yoksun azizim sen bir ölüsün
anlatma boşuna
harcama nefesini
sen yoksun 
nefes alan bir cesetsin sadece
öldürdüler seni
gördüm
kendi gözümle gördüm
iki kurşun sıktılar biri sırtına geldi 
birini de 
neyse azizim 
sen bir ölüsün başka türlüsü olmaz 
cesedine bir gazete örtüler
gördüm kendi gözümle gördüm
aldılar cesedini kılımı kıpırdatamadım
cesedini boş bir dağ mezarlığına attılar
gömemedim azizim seni gömemedim
kızma bana korkağın tekiyim ben biliyorsun
sahi kaç oldu saat
evden beklerler beni gitmeliyim
mezarlığına git dolanma buralarda
bir daha öldürürler
kaldıramam!

19 Kasım 2014 Çarşamba

herkes gibisin

Bir anda bittin içimde
bir çığ gibi doruklarımdan akıp gittin
kalbim kırılmadı, incinmedim
sanırım sende her gibisin artık
biranda unuttum seni
birden yabancıydın bana
oysa ki sen değil miydin
ırmaklar çağlatan kalbimde
güneşten daha parlak gelen
geceden daha karanlık olan 
en hüzünlü anılarım 
en neşeli zamanlarımdın
biranda bittin 
eridin içimde
yazın öğle sıcağındaki dondurma gibi
üzülmedim
üzülemedim


geceydi
elini tuttum sarılıp öptüm 
her zaman ki gibiydi
yürüdük çay içtik
her zaman ki gibiydi
karanlık basmıştı etrafımızı
parlıyordun karşımda
gece saçların artık 
kızıldı
kısaydı
yüzün buruktu
gözlerin dalgındı
her zaman ki gibiydin
neşeliydim
öykü anlattım
her zaman ki gibiydim

yürüdük yol boyu 
gece daha bi geceydi
karanlık daha dipti
ellerin daha ürkekti
gözlerin daha dalgındı
ben daha da karamsarlaştım
artık hiç bir şey
her zaman ki gibi değildi

biranda bittin içimde
sarıldım arkamı döndüm
yürüdüm
aşık olduğum kadın değildin sanki
ardıma bakmadım
düşündüm ama istemedim
garip geldi ilk 20-30 adım
ama anladım 
sen de artık herkes gibisin

15 Eylül 2014 Pazartesi

azizim

Endişe ediyorum azizim
endişe ediyorum
hayata dair endişe ediyorum
sana dair endişelerim var 
daha çok bana dair endişelerim
geleceğe dair endişe ediyorum azizim
birleşmemiz endişeye sebebiyet
ayrılmamız endişeye sebebiyet
endişe ediyorum azizim 
endişe ediyorum 
bize karşı olan her şeyden 
endişe ediyorum

13 Eylül 2014 Cumartesi

beri gelsen

yanında olmak varken 
sürekli senden konuşmak
ne kadar ağırdır
yakınken uzak kalmak


Benim misin

"Benim misin?"

diplerde dolanmaktan alıkoyamıyorum kendimi
seni istemekle aklımı kaçırdım
deliler bayramına iki kişilik bilet buldum
benimle gelir misin
gidişini izlemek yeterince üzücüydü
yine döner misin

"benim misin?" der misin


10 Eylül 2014 Çarşamba

balo

en hakiki dosttur kalabalık
insan kaynıyor şehirler
konuşmadan sağa sola çarparak işe gidişler
herkes bi aceleci sevgilim 
herkesin yetişmesi gereken bi yer var 
Allah işte yapmış yapacağını

olsun yine de küfür etme onlar da insan
ayrı yazılan "-de, -da" yı anlatmıştın bana ama 
demek tam verememişim kendimi halen yanlış yazıyorum
"-ki" ye hiç bulaşma sevgilim
kirlenmesin dünyan
yeşilli mavili dünyalar kurardık
içinde yoktu koca gökdelenler
hem ne boktan şeyler onlar öyle 
kitapsız sınırsız uzanışlar göğe doğru
çok utanmazca sevgilim gökdelenler
onları yaptıranları sorma gitsin 
cehennem ne için var

işçi hep işçi olarak kalacaktır
emir demiri hep kesecek
patron hep göt büyütüp semerlenecek

olsun sevgilim olsun onlar da insan
her yaratılan Allah'tan 
İskenderiye'yi yakanlar da 
önce hiristiyanlar sonra müslümanlar
çekeceği varmış o duvarların
yakılası varmış o kitapların

elma yiyelim sevgilim 
kırmızı olsun
kan dolalım 
kan emici şirketlere yedirtmeyelim 
kendimizi
şehrimizi
şehrimiz güzel sevgilim
gökdelenlerle delinmesin maviliği

bir sürü akıllı insan var neden onlara bırakılmıyor sevgilim
elbet maviyi yeşili seven ama dolar yeşilini de hacı yeşilini de sevmeyen
bir kaç on insan vardır 
bırakalım onlara şehri 
onlar baksın

neyse sevgilim son verirkene burda bu mektubuma
gözlerine dolsun ışık
gece saçların dalgalansın
 ve 
öperim burnundan.

-motor alalım-

6 Eylül 2014 Cumartesi

yaklaş azıcık


"kes bi hale min nizane"

her kimse kendinden sorumludur sevgilim
kimse seni anlamak zorunda değil yani
seninde bir kimseye anlatma mecburiyetin yok
zaman 
su olur akar
yel olur uçar
sen olur kaçar

bırak sevgilim sen kendine yetmezsin
ben kendime yetmem
biz birken kendi kendimize belki yeteriz
olasılık dahilinde olması ne güzel her bi şeyin
araya neler girmiş çıkmış
kaybetmişiz varsa bile bi çıkış
bunca hır-gür
karavana her atış


-epey zaman oldu, yaklaş azıcık-

10 Temmuz 2014 Perşembe