Endişe ediyorum azizim
endişe ediyorum
hayata dair endişe ediyorum
sana dair endişelerim var
daha çok bana dair endişelerim
geleceğe dair endişe ediyorum azizim
birleşmemiz endişeye sebebiyet
ayrılmamız endişeye sebebiyet
endişe ediyorum azizim
endişe ediyorum
bize karşı olan her şeyden
endişe ediyorum
15 Eylül 2014 Pazartesi
13 Eylül 2014 Cumartesi
Benim misin
"Benim misin?"
diplerde dolanmaktan alıkoyamıyorum kendimi
seni istemekle aklımı kaçırdım
deliler bayramına iki kişilik bilet buldum
benimle gelir misin
gidişini izlemek yeterince üzücüydü
yine döner misin
"benim misin?" der misin
diplerde dolanmaktan alıkoyamıyorum kendimi
seni istemekle aklımı kaçırdım
deliler bayramına iki kişilik bilet buldum
benimle gelir misin
gidişini izlemek yeterince üzücüydü
yine döner misin
"benim misin?" der misin
10 Eylül 2014 Çarşamba
balo
en hakiki dosttur kalabalık
insan kaynıyor şehirler
konuşmadan sağa sola çarparak işe gidişler
herkes bi aceleci sevgilim
herkesin yetişmesi gereken bi yer var
Allah işte yapmış yapacağını
olsun yine de küfür etme onlar da insan
ayrı yazılan "-de, -da" yı anlatmıştın bana ama
demek tam verememişim kendimi halen yanlış yazıyorum
"-ki" ye hiç bulaşma sevgilim
kirlenmesin dünyan
yeşilli mavili dünyalar kurardık
içinde yoktu koca gökdelenler
hem ne boktan şeyler onlar öyle
kitapsız sınırsız uzanışlar göğe doğru
çok utanmazca sevgilim gökdelenler
onları yaptıranları sorma gitsin
cehennem ne için var
işçi hep işçi olarak kalacaktır
emir demiri hep kesecek
patron hep göt büyütüp semerlenecek
olsun sevgilim olsun onlar da insan
her yaratılan Allah'tan
İskenderiye'yi yakanlar da
önce hiristiyanlar sonra müslümanlar
çekeceği varmış o duvarların
yakılası varmış o kitapların
elma yiyelim sevgilim
kırmızı olsun
kan dolalım
kan emici şirketlere yedirtmeyelim
kendimizi
şehrimizi
şehrimiz güzel sevgilim
gökdelenlerle delinmesin maviliği
bir sürü akıllı insan var neden onlara bırakılmıyor sevgilim
elbet maviyi yeşili seven ama dolar yeşilini de hacı yeşilini de sevmeyen
bir kaç on insan vardır
bırakalım onlara şehri
onlar baksın
neyse sevgilim son verirkene burda bu mektubuma
gözlerine dolsun ışık
gece saçların dalgalansın
ve
öperim burnundan.
-motor alalım-
insan kaynıyor şehirler
konuşmadan sağa sola çarparak işe gidişler
herkes bi aceleci sevgilim
herkesin yetişmesi gereken bi yer var
Allah işte yapmış yapacağını
olsun yine de küfür etme onlar da insan
ayrı yazılan "-de, -da" yı anlatmıştın bana ama
demek tam verememişim kendimi halen yanlış yazıyorum
"-ki" ye hiç bulaşma sevgilim
kirlenmesin dünyan
yeşilli mavili dünyalar kurardık
içinde yoktu koca gökdelenler
hem ne boktan şeyler onlar öyle
kitapsız sınırsız uzanışlar göğe doğru
çok utanmazca sevgilim gökdelenler
onları yaptıranları sorma gitsin
cehennem ne için var
işçi hep işçi olarak kalacaktır
emir demiri hep kesecek
patron hep göt büyütüp semerlenecek
olsun sevgilim olsun onlar da insan
her yaratılan Allah'tan
İskenderiye'yi yakanlar da
önce hiristiyanlar sonra müslümanlar
çekeceği varmış o duvarların
yakılası varmış o kitapların
elma yiyelim sevgilim
kırmızı olsun
kan dolalım
kan emici şirketlere yedirtmeyelim
kendimizi
şehrimizi
şehrimiz güzel sevgilim
gökdelenlerle delinmesin maviliği
bir sürü akıllı insan var neden onlara bırakılmıyor sevgilim
elbet maviyi yeşili seven ama dolar yeşilini de hacı yeşilini de sevmeyen
bir kaç on insan vardır
bırakalım onlara şehri
onlar baksın
neyse sevgilim son verirkene burda bu mektubuma
gözlerine dolsun ışık
gece saçların dalgalansın
ve
öperim burnundan.
-motor alalım-
6 Eylül 2014 Cumartesi
yaklaş azıcık
"kes bi hale min nizane"
her kimse kendinden sorumludur sevgilim
kimse seni anlamak zorunda değil yani
seninde bir kimseye anlatma mecburiyetin yok
zaman
su olur akar
yel olur uçar
sen olur kaçar
bırak sevgilim sen kendine yetmezsin
ben kendime yetmem
biz birken kendi kendimize belki yeteriz
olasılık dahilinde olması ne güzel her bi şeyin
araya neler girmiş çıkmış
kaybetmişiz varsa bile bi çıkış
bunca hır-gür
karavana her atış
-epey zaman oldu, yaklaş azıcık-
10 Temmuz 2014 Perşembe
16 Haziran 2014 Pazartesi
Uydurma Hikaye
" Ayşe ile tanışmaları ticari bir mesele olsa da ondan hoşlanmıştı. Hafta bir bilemedin iki gün Ayşe'nin yanına giderdi. Eğer parası varsa bu üç-dörtte olabiliyordu. Önceleri onunla vakit geçirmek yeterli oluyordu. Herhangi bir soru sormazdı. Kimsin, nesin, neden bu işi yaparsın, nerden geldin? Bunlar aklına bile gelmiyordu. Zamanla Ayşe'ye alıştıkça sorular sormaya başladı. Ona sert sorular sorup ters bi cevap almamak için soracağı soruyu dolandırıyor şakaya karıştırıyor, çoğu zaman gülerek soruyordu. Ayşe sırandan olan sorulara sıradan cevaplar veriyordu. Ne bir "acındırma" ifadesi, ne bir "melankolik" durum nede "kader" denilecek cevaplar. Düz sade cevaplar, "buralıyım", "istediğim için yapıyorum", "paraya ihtiyacım yok" bu cevaplar Salih'in beklediği veya kafasından geçen cevaplar olmadığı için sürekli daha hırçın sorular sormaya başladı. Kafasındaki cevaplara ulaşmak için çabalamaya başladı. Ayşe anladı ki dediklerine inanmıyor Salih'e kapıyı gösterdi eğer dediklerime inanmıyorsan bunları konuşmamızın bir anlamı yok kısa bir süre hoş vakit geçirdik nede olsa bu kadar yeter dedi. Salih sinirlendi kendi kendine "zaten bir oruspuydu ne diye daha fazla onunla vakit geçireyim" dedi. Aradan zaman geçti Ayşe hayatına devam etti Salih uzun bir süre kendisiyle mücadele ederek gitmedi.
Salih bir gün kendi haklılığına o kadar ikna olmuş ki Ayşe'ye gitti. Ayşe içeri aldı. Salih kendini doldurduğu için sert heyecanlı ve anlamsız konuşmaya başladı, Ayşe'ye saldırmaya onu sorularla ve kafasında kurduğu kurmacalarla sıkmaya başladı; yine de Ayşe dinledi cevap verdi ama verdiği cevaplar Salih'i tatmin etmiyordu çünkü düşündüğü cevaplar değildi. Salih'e yeniden kapı gösterildi ve Salih içindekilerle yeniden kendi başına kaldı."
İnanmak istediğine inanır insan. İnandığına ulaşmak için bin bir sebep bulur en nihayetinde bildiği -kendince- kesinleşir. Azıcık etrafın önemli olması gerekir. -tamam sikleyip siklememek önemli değil en azından kulak kabartmak gerek- Belki mantıklıdır, mantıklı konuşuyordur.
Niyet okuması yapmak tehlikeli olabilir. Bu yola girmeden muhatabın dinlenmesi daha akılcıdır.
Evet sayın okuyucu -sayın dediğime bakma öyle laf olsun diye diyorum, saygın olup olmaman umurumda bile değil bence seninde olmasın- bu hikeye uydurma bir hikayedir. İster inanırsın istersen okuyup geçersin.Uydurma hikayeyle/hikayelerle kimsenin kafasını sikmemeniz temennisi ile- aslında bunu yapmanız hiç umurumda değil-
-belkide bu hikaye gerçektir-
Salih bir gün kendi haklılığına o kadar ikna olmuş ki Ayşe'ye gitti. Ayşe içeri aldı. Salih kendini doldurduğu için sert heyecanlı ve anlamsız konuşmaya başladı, Ayşe'ye saldırmaya onu sorularla ve kafasında kurduğu kurmacalarla sıkmaya başladı; yine de Ayşe dinledi cevap verdi ama verdiği cevaplar Salih'i tatmin etmiyordu çünkü düşündüğü cevaplar değildi. Salih'e yeniden kapı gösterildi ve Salih içindekilerle yeniden kendi başına kaldı."
İnanmak istediğine inanır insan. İnandığına ulaşmak için bin bir sebep bulur en nihayetinde bildiği -kendince- kesinleşir. Azıcık etrafın önemli olması gerekir. -tamam sikleyip siklememek önemli değil en azından kulak kabartmak gerek- Belki mantıklıdır, mantıklı konuşuyordur.
Niyet okuması yapmak tehlikeli olabilir. Bu yola girmeden muhatabın dinlenmesi daha akılcıdır.
Evet sayın okuyucu -sayın dediğime bakma öyle laf olsun diye diyorum, saygın olup olmaman umurumda bile değil bence seninde olmasın- bu hikeye uydurma bir hikayedir. İster inanırsın istersen okuyup geçersin.Uydurma hikayeyle/hikayelerle kimsenin kafasını sikmemeniz temennisi ile- aslında bunu yapmanız hiç umurumda değil-
-belkide bu hikaye gerçektir-
12 Haziran 2014 Perşembe
Dağ teperiz
gitme
yollar hep yerinde
hem acelen yok ki
ne bu telaş bir yere mi yetişeceksin
ruhlarımıza ışıktan kaftanlar dikeriz
yıldız parçalarıyla süsleriz
sabaha çok var
kaç güneş doğacak bensiz yüzüne
güneşlerle aydınlatırız yollarımızı
ışıktan kaftanlarımızla geçeceğimiz
güller menekşeler olmaz belki
hem sen sevmezsin zaten kırı bayırı
çöllerde yürürüz
gitme
gidersen duyamazsın sana dizdiğim methiyeleri
-tehditkar mı oldu biraz-
iyisimi sen gitme
biz gidelim beraber gidelim
marsa çıkarız
zarifoğluna selam çakarız
aydan dünyaya sarkarız
gitme sen
sana gece masalları anlatırım
uydurmada olsa
hem daha "mor koyunu" anlatmadım
demircilere dövdürürüz kalbimizi
mühürletiriz birbirimizi
gitmezsen iyi oluruz
sınırlar aşarız
dağ teperiz
düz ovada kendimizden geçeriz
yaz oluruz
kış oluruz
baharda yeniden severiz
sevmek dedimde
gitme sen
yollar hep yerinde
hem acelen yok ki
ne bu telaş bir yere mi yetişeceksin
ruhlarımıza ışıktan kaftanlar dikeriz
yıldız parçalarıyla süsleriz
sabaha çok var
kaç güneş doğacak bensiz yüzüne
güneşlerle aydınlatırız yollarımızı
ışıktan kaftanlarımızla geçeceğimiz
güller menekşeler olmaz belki
hem sen sevmezsin zaten kırı bayırı
çöllerde yürürüz
gitme
gidersen duyamazsın sana dizdiğim methiyeleri
-tehditkar mı oldu biraz-
iyisimi sen gitme
biz gidelim beraber gidelim
marsa çıkarız
zarifoğluna selam çakarız
aydan dünyaya sarkarız
gitme sen
sana gece masalları anlatırım
uydurmada olsa
hem daha "mor koyunu" anlatmadım
demircilere dövdürürüz kalbimizi
mühürletiriz birbirimizi
gitmezsen iyi oluruz
sınırlar aşarız
dağ teperiz
düz ovada kendimizden geçeriz
yaz oluruz
kış oluruz
baharda yeniden severiz
sevmek dedimde
gitme sen
1 Haziran 2014 Pazar
en heyecanlı yeri
"... şimdi mesajda beni öptüğünü söylemişsin öpsene"
"bu deftere sakın kurşun kalemle yazma olur mu? ... Bazen kaldıramıyorum işte senin olmanı, bu kavramı... Benim kafam çok karışık. Tek emin olduğum şey senin benim yanımda olman.... İtiraf edeyim seni, seninle olmayı yiyip bitirecekmişim gibi... Hep sonunu bekliyorum bu yüzden şimdiye veremiyorum kendimi"
Ne olursa olsun bitiyor. Bitmek zorundaymış gibi bir anda bitiyor en heyecanlı yerinde. Önceleri suçlu ararsın, zaman geçer saçma olduğuna inanırsın, bitebileceği için bitmiştir, sadece bitmiştir.
"bu deftere sakın kurşun kalemle yazma olur mu? ... Bazen kaldıramıyorum işte senin olmanı, bu kavramı... Benim kafam çok karışık. Tek emin olduğum şey senin benim yanımda olman.... İtiraf edeyim seni, seninle olmayı yiyip bitirecekmişim gibi... Hep sonunu bekliyorum bu yüzden şimdiye veremiyorum kendimi"
Ne olursa olsun bitiyor. Bitmek zorundaymış gibi bir anda bitiyor en heyecanlı yerinde. Önceleri suçlu ararsın, zaman geçer saçma olduğuna inanırsın, bitebileceği için bitmiştir, sadece bitmiştir.
2 Şubat 2014 Pazar
Senin sıran
Tanrıça solmuş kederinden
yüzü ak-pak
saçları gece rengini kaybetmiş
yıldızlara boğulmuş
Kırmızılar artık onun diyarı değil
solmaya başlamış
gözlüklerde artık yok
-kim iki gözlük birden taşımak ister-
Ne uzağı görebiliyor
ne yakını
öngörülü olmakla övünürdü tanrıça
gece saçları varken
artık alzheimer
geçmiş gitmişti
bugünde yok
gelecekten zaten baştan vazgeçmişti
Tanrıça artık tanrıça değil
onun için savaşlar olmayacak
kimseye ölmeyecek uğruna
yada yaşamayacak
Kimse deli gibi arzulamayacak onu
Belkide anlatıcı bunamıştır
kimse sevsin istemiyordur
ve tanrıça hep tanrıça olarak kalmıştır
-ikimizin olan defter varya ben yazdım senin sıran tam iki yıl oldu-
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)