çatıdan ışıklara bakıyorum
romantiklik olsun diye değil
ışıklardan gökyüzünü göremiyorum
-bide şu minareler olmasa önümde-
sana bakıyorum
evin uzakta göremiyorum
üstelik miyopum
eskiz kağıtlarına yazıyorum
ne önemli yazdığım
al sevgilim
bununla mimar olursun
16 Temmuz 2013 Salı
6 Temmuz 2013 Cumartesi
sabun köpüğü
adını bilmediğim
ucuz bir sabun markasının
köpüğü gibi aktım sana
sel kesmişti yolu
logardan içeri girdim
hangi tanrı bilmem
sana gelmemi engelledi
denize çok yolum vardı daha
uzun uzadıya düşündüm
düşündüm
düşündüm
sonra başka
adını bilmediğim
sabun köpükleri geldi
konuşmaya daldık
daha çok vardı denize yolumuz
sevgilim
buralar çok hijyenik
bakma sen kokusuna
gökyüzünü gördüm
diğer sabun köpükleride gördü
japon markalarını pek sevdim
-gerçi hiçbir japon marka bilmem ya-
sana geliyorum sevgilim
yolum uzun
önce akdenize açılacam
atlas okyanusunu geçecem
hint okyanusundan kurtulunca
basraya dalacam
daha çok yolum var sevgilim
sen bekleme beni uyu
ama yalnız uyu
başka kol sarmasın seni
ne hikayeler biriktirip gelecem
sarınca hepsini
bir bir deyiverecem
sevgilim
yolu fırtınalar kesti
sana çok yolum var
bekleme beni sen uyu
ama yalnız uyu
başka kollar sarmasın seni
saçlarına başka eller değmesin
aşk dolu
-kıskanırım saçlarını-
ucuz bir sabun markasının
köpüğü gibi aktım sana
sel kesmişti yolu
logardan içeri girdim
hangi tanrı bilmem
sana gelmemi engelledi
denize çok yolum vardı daha
uzun uzadıya düşündüm
düşündüm
düşündüm
sonra başka
adını bilmediğim
sabun köpükleri geldi
konuşmaya daldık
daha çok vardı denize yolumuz
sevgilim
buralar çok hijyenik
bakma sen kokusuna
gökyüzünü gördüm
diğer sabun köpükleride gördü
japon markalarını pek sevdim
-gerçi hiçbir japon marka bilmem ya-
sana geliyorum sevgilim
yolum uzun
önce akdenize açılacam
atlas okyanusunu geçecem
hint okyanusundan kurtulunca
basraya dalacam
daha çok yolum var sevgilim
sen bekleme beni uyu
ama yalnız uyu
başka kol sarmasın seni
ne hikayeler biriktirip gelecem
sarınca hepsini
bir bir deyiverecem
sevgilim
yolu fırtınalar kesti
sana çok yolum var
bekleme beni sen uyu
ama yalnız uyu
başka kollar sarmasın seni
saçlarına başka eller değmesin
aşk dolu
-kıskanırım saçlarını-
5 Temmuz 2013 Cuma
başka bir hüzne kadar
hala seni hatırlamak güzel
neden hep en kötü anımda hatırlıyorum seni
neden gülerken eğlenirken değilde
en kötüsünde sen düşüyorsun usuma
sarhoşluğumda
hiç birşeyi düzgün yapamıyor
düşünemiyorken bile
sen dümdüz pürüzsüz aklımdasın
geçmiş
gitti bitti diyemiyorum
daha mutlu anlar olmadığından mı acaba
yoksa
yaşadıklarımın daha güzeli vardı dediğimden mi
hala hatırlıyorum seni
her mimiğini jestini
bazen durup nelere tepki verirdi diyorum
bu durumda ne derdi
sıkıntısını çektiğim
her konusu açıldığında sigaraya sarıldığım
hayallerime
bir adım daha yaklaştım
evet biraz sıkıntılıyım
etrafımda dört tane
kabak gibi orta olan minare var
her yanımı ezanlar sardı
yok yok
sıkıntım bundan değil
gidiyorum gitmek istediğim yere
sen yoksun sanırım sıkıntının sebebi bu
net olarak bırseyler soyleyemezdım
kızardın
sürekli şüphe ve ne olacağını bilememek var
tamam herkeste varda
benim konuşmalarıma da yansıyor
neyse gece saçlı bir başka sancıya kadar
başka bir hüzünlü anda hatırlayana kadar
-çay koyda içelim, benimki demli olsun-
neden hep en kötü anımda hatırlıyorum seni
neden gülerken eğlenirken değilde
en kötüsünde sen düşüyorsun usuma
sarhoşluğumda
hiç birşeyi düzgün yapamıyor
düşünemiyorken bile
sen dümdüz pürüzsüz aklımdasın
geçmiş
gitti bitti diyemiyorum
daha mutlu anlar olmadığından mı acaba
yoksa
yaşadıklarımın daha güzeli vardı dediğimden mi
hala hatırlıyorum seni
her mimiğini jestini
bazen durup nelere tepki verirdi diyorum
bu durumda ne derdi
sıkıntısını çektiğim
her konusu açıldığında sigaraya sarıldığım
hayallerime
bir adım daha yaklaştım
evet biraz sıkıntılıyım
etrafımda dört tane
kabak gibi orta olan minare var
her yanımı ezanlar sardı
yok yok
sıkıntım bundan değil
gidiyorum gitmek istediğim yere
sen yoksun sanırım sıkıntının sebebi bu
net olarak bırseyler soyleyemezdım
kızardın
sürekli şüphe ve ne olacağını bilememek var
tamam herkeste varda
benim konuşmalarıma da yansıyor
neyse gece saçlı bir başka sancıya kadar
başka bir hüzünlü anda hatırlayana kadar
-çay koyda içelim, benimki demli olsun-
13 Mayıs 2013 Pazartesi
Beirut çalıyor
sert bir şark şarkısı çalıyor
el ele singapur'a yol alıyoruz
peşimizden yavaş yavaş geliyor
ezilmiş parçalanmış ruh
en fazla ne olabilir ki diye düşmüştük yola
yan yanayız bu yeterdi
-salçalı ekmekle doyulmazmış-
singapur'dayız
bırakmayalım birbirimizi
kahve kokusu kaplamıştı her yanımızı
sarının ne çok tonu varmış
burda anladık
-kartpostal arkasında yazılanlara bakalım-
terli bir güne uyandık
ben öyle sanıyordum
uyanmışım
sen bir rüyaymışsın ben öyle yaşamışım
hint okyanusuna açılalım
japon bandralı gemiyle
ruh senmişsin ardım sıra gelen
orman yolunu düşlüyorum
harita çizmeye kalktığımız
balıkçı teknelerinde
ayakta yediğimiz balığı
içtiğimiz şalgamı düşünüyorum
vapurun gelip binişimizi
kırmızı atkını
yeşil montumu
saman kağıdı defterine çizdiğim resmini hatırlıyorum
o eski zamanları
güzel olan
bize ait olan zamanları
-gece saçını savur yel olsun alsın hüznümüzü-
-Beirut çalıyor duyuyor musun?-
4 Mayıs 2013 Cumartesi
bitizdir
rüyamda gördüm desem
yalandır denilir
çünkü klişe severiz hep birlikte
yok muydu başka bahanen diyeceksin
ama gerçekten gördüm
nasıl inandırabilirim ki
sürekli şüphe ile bakarken sen
kalabalıktı ortalık
görünce beni sarılmak için koştun
farkındaydım
elimi uzattım elini tuttum
sana acı çektirmek istedim
umurunda olmamıştır belki
daha da abarttım
daha çok acı çek istedim
intikam düşüncesi bürümüştü küçücük beynimi
öbürüne
yanındakine sarıldım
hafifçe arkaya doğru eğdim
saçlarının arasındaydı parmaklarım
dudaklarına yapıştım
elinden tuttum yürüdük
arkama bakmak istedim
nasıl bir yüz ifaden var görmek istedim
bakmadım
daha etkili olur diye düşündüm
işte öyle sevgili
yada öncelerden sevgili
insanız ve küçük düşünürüz
büyük sanırız
bitizdir
küçücük bir eniğizdir
haybeye havlar dururuz
yalandır denilir
çünkü klişe severiz hep birlikte
yok muydu başka bahanen diyeceksin
ama gerçekten gördüm
nasıl inandırabilirim ki
sürekli şüphe ile bakarken sen
kalabalıktı ortalık
görünce beni sarılmak için koştun
farkındaydım
elimi uzattım elini tuttum
sana acı çektirmek istedim
umurunda olmamıştır belki
daha da abarttım
daha çok acı çek istedim
intikam düşüncesi bürümüştü küçücük beynimi
öbürüne
yanındakine sarıldım
hafifçe arkaya doğru eğdim
saçlarının arasındaydı parmaklarım
dudaklarına yapıştım
elinden tuttum yürüdük
arkama bakmak istedim
nasıl bir yüz ifaden var görmek istedim
bakmadım
daha etkili olur diye düşündüm
işte öyle sevgili
yada öncelerden sevgili
insanız ve küçük düşünürüz
büyük sanırız
bitizdir
küçücük bir eniğizdir
haybeye havlar dururuz
23 Nisan 2013 Salı
erik çalalalım
belki teker döner
dönerde yola devam ederiz
el öpmeyip onları tutmayı başarırız
havasız odalara dairelere tıkılıp kalmayız
belki düşeriz dizimiz kanar
acıyı sadece dizilerden öğrenmeyiz
çaldığımız erikleri rahat rahat yeriz
"ayıp" demez kimse
bahçeden bahçeye koşarız
bir çikolata için üç dört sokak koşarız
çamurlu sahada top oynarız belki
topumuzu kesmekle tehdit ederler bizi
önce korkarız ama aldırmayız
akşam anne babamız bize oyuncak getirir belki
hiç olmasa bir gofret çikolata
arkadaşımızın bisikletine binmek için sıra bekleriz
o da şımarıktır biraz ve bizden gıcık almasın diye şirinlik yaparız
yada
sanayiye gideriz tamircide çalışırız
rot balansın nasıl ayarlandığını öğreniriz
berberde havlu getir görür yaparız
belki de boyacılık yaparız
ayakkabı boyamayı öğreniriz
ellerimizi ayakkabının içine sokarız
biraz fazla para versin diye ayna gibi yaparız
simit satarız belki başımızda tepsi bağırırız
sokaklarda yankılanır sesimiz
"simiiit, taze taze sıcak simiiit"
üç kuruş için it gibi çalışırız
yinede anne babamızı mutlu edemeyiz
biz işe yaramaz pisliğin tekiyizdir
yaaaa azizim işte böyle
bayramınız
yada
ne bileyim bayramımız..
dönerde yola devam ederiz
el öpmeyip onları tutmayı başarırız
havasız odalara dairelere tıkılıp kalmayız
belki düşeriz dizimiz kanar
acıyı sadece dizilerden öğrenmeyiz
çaldığımız erikleri rahat rahat yeriz
"ayıp" demez kimse
bahçeden bahçeye koşarız
bir çikolata için üç dört sokak koşarız
çamurlu sahada top oynarız belki
topumuzu kesmekle tehdit ederler bizi
önce korkarız ama aldırmayız
akşam anne babamız bize oyuncak getirir belki
hiç olmasa bir gofret çikolata
arkadaşımızın bisikletine binmek için sıra bekleriz
o da şımarıktır biraz ve bizden gıcık almasın diye şirinlik yaparız
yada
sanayiye gideriz tamircide çalışırız
rot balansın nasıl ayarlandığını öğreniriz
berberde havlu getir görür yaparız
belki de boyacılık yaparız
ayakkabı boyamayı öğreniriz
ellerimizi ayakkabının içine sokarız
biraz fazla para versin diye ayna gibi yaparız
simit satarız belki başımızda tepsi bağırırız
sokaklarda yankılanır sesimiz
"simiiit, taze taze sıcak simiiit"
üç kuruş için it gibi çalışırız
yinede anne babamızı mutlu edemeyiz
biz işe yaramaz pisliğin tekiyizdir
yaaaa azizim işte böyle
bayramınız
yada
ne bileyim bayramımız..
7 Nisan 2013 Pazar
sokağa tripli
sokağa trip atılır mı arkadaş
sokak neticede
şemsiyesinin ucuyla sert sert
sokağın asfaltına vuruyordu
asfalt olmasına mı sinirliydi
asfaltın eğri büğrü, çukur dolu olmasına mı
yada başkasına kızıp sokağın asfaltından mı
çıkarıyordu hırsını
uzun siyah pardösü vardı üstünde
gündüzün sıcaklığındayken
gecenin serinliğini hesaplamış belliki
bu kadar hesapşinas iken
neden bu trip yada kime
tribini anlayan sana cevap verebilen yada
tribini görüp gönlünü almayı bilen senşinas birine yapsan
tamam tamam o zaman sana dikkat etmezdim
zira çok dikkat çeken bir yanın yoktu
şemsiyenin de hakkını vermek gerek
o olmasaydı nazarımı çekemeyecektin
saçı uzun siyahtı
yüzünde biraz çil vardı
hem esmer hem çilli olur muymuş
miyop var bende belki ben çilli olmanı
istedim ve gördüm
neyse sokağa çelme takma
öptüm kib.
sokak neticede
şemsiyesinin ucuyla sert sert
sokağın asfaltına vuruyordu
asfalt olmasına mı sinirliydi
asfaltın eğri büğrü, çukur dolu olmasına mı
yada başkasına kızıp sokağın asfaltından mı
çıkarıyordu hırsını
uzun siyah pardösü vardı üstünde
gündüzün sıcaklığındayken
gecenin serinliğini hesaplamış belliki
bu kadar hesapşinas iken
neden bu trip yada kime
tribini anlayan sana cevap verebilen yada
tribini görüp gönlünü almayı bilen senşinas birine yapsan
tamam tamam o zaman sana dikkat etmezdim
zira çok dikkat çeken bir yanın yoktu
şemsiyenin de hakkını vermek gerek
o olmasaydı nazarımı çekemeyecektin
saçı uzun siyahtı
yüzünde biraz çil vardı
hem esmer hem çilli olur muymuş
miyop var bende belki ben çilli olmanı
istedim ve gördüm
neyse sokağa çelme takma
öptüm kib.
4 Nisan 2013 Perşembe
endişeye sebebiyet
geçmiş geçmişti
biz hala ona bakıp hayıflanıyorduk
neden şu olmadı neden bu olmadı
biri çıksa da "bırak geçmişi sikim " dese
belki rahatlardık da herkeste geçmişe kinliydi
-geleceğe sövüşlerdeydi hep-
düşünüyorduk çoğu kimse "düşünün" diyordu
düşüncenin bir anlamı endişeydi
biz "endişe ediyoruz" deyince hep diğer anlamını çıkarıyorlardı
geçmiş geçmişti geçmesine de biz ondan geçemedik
allah geçmişlerin belasını versin ki geçemiyorduk
"dünyada bulunmak endişeye sebebiyet verir*"
nede olsa
"insan endişeden yaratılmıştır.**"
biz hala ona bakıp hayıflanıyorduk
neden şu olmadı neden bu olmadı
biri çıksa da "bırak geçmişi sikim " dese
belki rahatlardık da herkeste geçmişe kinliydi
-geleceğe sövüşlerdeydi hep-
düşünüyorduk çoğu kimse "düşünün" diyordu
düşüncenin bir anlamı endişeydi
biz "endişe ediyoruz" deyince hep diğer anlamını çıkarıyorlardı
geçmiş geçmişti geçmesine de biz ondan geçemedik
allah geçmişlerin belasını versin ki geçemiyorduk
"dünyada bulunmak endişeye sebebiyet verir*"
nede olsa
"insan endişeden yaratılmıştır.**"
18 Şubat 2013 Pazartesi
Şehirler arası otobüs kokusu
Şehirler arası otobüs kokan bir amca ile tanıştım. Şehirler arası otobüslerin genel geçer bir kokusu var mıdır genelde bilmiyorum da ben her şehirler arası otobüse bindiğimde (ki sık sık bunu yaparım) aynı kokuyu duyarım. Amca bana bir şeyler anlatıyordu anlatmasına fakat ben pek dedikleriyle alakadar olamıyordum. Sesi çok derinden ağır ağır geliyordu hani yüksek bir yerden geçersin de aşağılardan ama çoook aşağılardan bir su sesini andıran mırıltılar duyarsın ya onun gibi bir şey. Ben amcanın kokusuna takılmıştım. Acaba böyle bir koku satılır mı ki yurdum parfümerilerinde yada kolonyacılarında . Alsam mı ki iyi de bu kokuyu sevmiyorum her gidişimde ve gelişimde ( bu gelişler geldiğim yere göre gidişler) bunaltıyordu beni. Şoför amcalar muavinler aklıma gelirdi bide ağlayan bebekler. ağlamayan bebek olabilir mi acaba. Amca hala konuşuyor, dinlemediğimi anlamış olacak ki dürttü beni dinliyorum edası takındım o anda. Aklım o kokuda kalmıştı şaşırmıştım uzun zamandır o kokuyu duymamıştım. Gitmek geldi içimden nereye olursa diye geçirdim sonra geçti tabi.
Kafam şehirler arası kokuyla, gidişle gelişle doluyken birine çarptım sonra çarpıldım. İşsizdim başı boştum çarpılasım geldiyse demek ki. Aval aval suratına baktım hiç bir şey demeden. O da bana bakıyordu ama o nasıl bakmak öyle çok hüzünlüydü. hani otobüste eve giderken yüzünü cama dayamış ve keder dolu dışarıya bakan kadınlar olur ya camdan yansımasını görürsün ve bu nasıl bir hüzündür dersin işte öyle bir hüzün. "Senin sayende aşka inandım" diyesim geldi. Ben bir şey demeden o dedi yok yok demedi kustu. Nasıl bir kusmak hemde ağız dolusu bir haftalık yediği yemeği üzerime attı resmen. Çok sinirliydi dinledim. Acaba sevgilisiyle mi kavga etti işten mi kovuldu diye düşünürken o yüzünde ki hüzün kayboldu yerini masallarda ki kötü cadı mimiği geldi. o an " Yok yok senin sayende değil senin yüzünden aşka inandım" diyebildim ancak. Oysa ki o an uzun zamandır duymadığım kokuyla karışan kafayla onunla her yere gidebilirdim sorgusuz sualsiz. Gel demesi yeterliydi. gidecektim düşünmeden nereye diye sormadan gidecektim.
Sanırım artık eve gitmeliyim bu gün epey yoruldum çok çalıştım. Bunların üstüne bir çay demleyip içmeliyim.
-Tanrı büyükte sanırım yarattıkları küçük-
Kafam şehirler arası kokuyla, gidişle gelişle doluyken birine çarptım sonra çarpıldım. İşsizdim başı boştum çarpılasım geldiyse demek ki. Aval aval suratına baktım hiç bir şey demeden. O da bana bakıyordu ama o nasıl bakmak öyle çok hüzünlüydü. hani otobüste eve giderken yüzünü cama dayamış ve keder dolu dışarıya bakan kadınlar olur ya camdan yansımasını görürsün ve bu nasıl bir hüzündür dersin işte öyle bir hüzün. "Senin sayende aşka inandım" diyesim geldi. Ben bir şey demeden o dedi yok yok demedi kustu. Nasıl bir kusmak hemde ağız dolusu bir haftalık yediği yemeği üzerime attı resmen. Çok sinirliydi dinledim. Acaba sevgilisiyle mi kavga etti işten mi kovuldu diye düşünürken o yüzünde ki hüzün kayboldu yerini masallarda ki kötü cadı mimiği geldi. o an " Yok yok senin sayende değil senin yüzünden aşka inandım" diyebildim ancak. Oysa ki o an uzun zamandır duymadığım kokuyla karışan kafayla onunla her yere gidebilirdim sorgusuz sualsiz. Gel demesi yeterliydi. gidecektim düşünmeden nereye diye sormadan gidecektim.
Sanırım artık eve gitmeliyim bu gün epey yoruldum çok çalıştım. Bunların üstüne bir çay demleyip içmeliyim.
-Tanrı büyükte sanırım yarattıkları küçük-
10 Şubat 2013 Pazar
gel demesini bekledi
zaman doldu
artık
gitmen gerek dedi kadın
kimse yoktu sanki karşısında
o kadar yok sayılabilir mi bir insan
gitti adam bir şey demeden
zaman aktı
güneş doğdu battı
sular yandı
mermerler karardı
kadın aramadı sormadı
adam gitmeye devam etti
o kadar gitti ki
nereye vardığını bile anlamadı
insanlarla konuştu
yalnız kaldı
yanlış yaptı
kadın aramadı
adam döndü artık kadını hatırlamıyordu
neden gittiğini unutmuştu
ve dönmesi gerektiğini düşündü
eve gitti
kadın yoktu
henüz çıkmış gibiydi evden
derli topluydu herşey
yatak dışında
adam anımsamaya başladı
bir kadın vardı git demişti
gitmişti
gel demesini beklemişti
dememişti
kadın geldi
adama baktı
iyi ki geldin dedi
adam yabancılaşmıştı
bakmadı kadına
sarılmadı
ama bu bir tepki değildi
kadın anladı
*sevgim acıyor diye geçirdi içinden*
kadın gitti
adam yine yalnızdı
-kumar bu arttırmaya devam-
artık
gitmen gerek dedi kadın
kimse yoktu sanki karşısında
o kadar yok sayılabilir mi bir insan
gitti adam bir şey demeden
zaman aktı
güneş doğdu battı
sular yandı
mermerler karardı
kadın aramadı sormadı
adam gitmeye devam etti
o kadar gitti ki
nereye vardığını bile anlamadı
insanlarla konuştu
yalnız kaldı
yanlış yaptı
kadın aramadı
adam döndü artık kadını hatırlamıyordu
neden gittiğini unutmuştu
ve dönmesi gerektiğini düşündü
eve gitti
kadın yoktu
henüz çıkmış gibiydi evden
derli topluydu herşey
yatak dışında
adam anımsamaya başladı
bir kadın vardı git demişti
gitmişti
gel demesini beklemişti
dememişti
kadın geldi
adama baktı
iyi ki geldin dedi
adam yabancılaşmıştı
bakmadı kadına
sarılmadı
ama bu bir tepki değildi
kadın anladı
*sevgim acıyor diye geçirdi içinden*
kadın gitti
adam yine yalnızdı
-kumar bu arttırmaya devam-
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)