rüyamda gördüm desem
yalandır denilir
çünkü klişe severiz hep birlikte
yok muydu başka bahanen diyeceksin
ama gerçekten gördüm
nasıl inandırabilirim ki
sürekli şüphe ile bakarken sen
kalabalıktı ortalık
görünce beni sarılmak için koştun
farkındaydım
elimi uzattım elini tuttum
sana acı çektirmek istedim
umurunda olmamıştır belki
daha da abarttım
daha çok acı çek istedim
intikam düşüncesi bürümüştü küçücük beynimi
öbürüne
yanındakine sarıldım
hafifçe arkaya doğru eğdim
saçlarının arasındaydı parmaklarım
dudaklarına yapıştım
elinden tuttum yürüdük
arkama bakmak istedim
nasıl bir yüz ifaden var görmek istedim
bakmadım
daha etkili olur diye düşündüm
işte öyle sevgili
yada öncelerden sevgili
insanız ve küçük düşünürüz
büyük sanırız
bitizdir
küçücük bir eniğizdir
haybeye havlar dururuz
4 Mayıs 2013 Cumartesi
23 Nisan 2013 Salı
erik çalalalım
belki teker döner
dönerde yola devam ederiz
el öpmeyip onları tutmayı başarırız
havasız odalara dairelere tıkılıp kalmayız
belki düşeriz dizimiz kanar
acıyı sadece dizilerden öğrenmeyiz
çaldığımız erikleri rahat rahat yeriz
"ayıp" demez kimse
bahçeden bahçeye koşarız
bir çikolata için üç dört sokak koşarız
çamurlu sahada top oynarız belki
topumuzu kesmekle tehdit ederler bizi
önce korkarız ama aldırmayız
akşam anne babamız bize oyuncak getirir belki
hiç olmasa bir gofret çikolata
arkadaşımızın bisikletine binmek için sıra bekleriz
o da şımarıktır biraz ve bizden gıcık almasın diye şirinlik yaparız
yada
sanayiye gideriz tamircide çalışırız
rot balansın nasıl ayarlandığını öğreniriz
berberde havlu getir görür yaparız
belki de boyacılık yaparız
ayakkabı boyamayı öğreniriz
ellerimizi ayakkabının içine sokarız
biraz fazla para versin diye ayna gibi yaparız
simit satarız belki başımızda tepsi bağırırız
sokaklarda yankılanır sesimiz
"simiiit, taze taze sıcak simiiit"
üç kuruş için it gibi çalışırız
yinede anne babamızı mutlu edemeyiz
biz işe yaramaz pisliğin tekiyizdir
yaaaa azizim işte böyle
bayramınız
yada
ne bileyim bayramımız..
dönerde yola devam ederiz
el öpmeyip onları tutmayı başarırız
havasız odalara dairelere tıkılıp kalmayız
belki düşeriz dizimiz kanar
acıyı sadece dizilerden öğrenmeyiz
çaldığımız erikleri rahat rahat yeriz
"ayıp" demez kimse
bahçeden bahçeye koşarız
bir çikolata için üç dört sokak koşarız
çamurlu sahada top oynarız belki
topumuzu kesmekle tehdit ederler bizi
önce korkarız ama aldırmayız
akşam anne babamız bize oyuncak getirir belki
hiç olmasa bir gofret çikolata
arkadaşımızın bisikletine binmek için sıra bekleriz
o da şımarıktır biraz ve bizden gıcık almasın diye şirinlik yaparız
yada
sanayiye gideriz tamircide çalışırız
rot balansın nasıl ayarlandığını öğreniriz
berberde havlu getir görür yaparız
belki de boyacılık yaparız
ayakkabı boyamayı öğreniriz
ellerimizi ayakkabının içine sokarız
biraz fazla para versin diye ayna gibi yaparız
simit satarız belki başımızda tepsi bağırırız
sokaklarda yankılanır sesimiz
"simiiit, taze taze sıcak simiiit"
üç kuruş için it gibi çalışırız
yinede anne babamızı mutlu edemeyiz
biz işe yaramaz pisliğin tekiyizdir
yaaaa azizim işte böyle
bayramınız
yada
ne bileyim bayramımız..
7 Nisan 2013 Pazar
sokağa tripli
sokağa trip atılır mı arkadaş
sokak neticede
şemsiyesinin ucuyla sert sert
sokağın asfaltına vuruyordu
asfalt olmasına mı sinirliydi
asfaltın eğri büğrü, çukur dolu olmasına mı
yada başkasına kızıp sokağın asfaltından mı
çıkarıyordu hırsını
uzun siyah pardösü vardı üstünde
gündüzün sıcaklığındayken
gecenin serinliğini hesaplamış belliki
bu kadar hesapşinas iken
neden bu trip yada kime
tribini anlayan sana cevap verebilen yada
tribini görüp gönlünü almayı bilen senşinas birine yapsan
tamam tamam o zaman sana dikkat etmezdim
zira çok dikkat çeken bir yanın yoktu
şemsiyenin de hakkını vermek gerek
o olmasaydı nazarımı çekemeyecektin
saçı uzun siyahtı
yüzünde biraz çil vardı
hem esmer hem çilli olur muymuş
miyop var bende belki ben çilli olmanı
istedim ve gördüm
neyse sokağa çelme takma
öptüm kib.
sokak neticede
şemsiyesinin ucuyla sert sert
sokağın asfaltına vuruyordu
asfalt olmasına mı sinirliydi
asfaltın eğri büğrü, çukur dolu olmasına mı
yada başkasına kızıp sokağın asfaltından mı
çıkarıyordu hırsını
uzun siyah pardösü vardı üstünde
gündüzün sıcaklığındayken
gecenin serinliğini hesaplamış belliki
bu kadar hesapşinas iken
neden bu trip yada kime
tribini anlayan sana cevap verebilen yada
tribini görüp gönlünü almayı bilen senşinas birine yapsan
tamam tamam o zaman sana dikkat etmezdim
zira çok dikkat çeken bir yanın yoktu
şemsiyenin de hakkını vermek gerek
o olmasaydı nazarımı çekemeyecektin
saçı uzun siyahtı
yüzünde biraz çil vardı
hem esmer hem çilli olur muymuş
miyop var bende belki ben çilli olmanı
istedim ve gördüm
neyse sokağa çelme takma
öptüm kib.
4 Nisan 2013 Perşembe
endişeye sebebiyet
geçmiş geçmişti
biz hala ona bakıp hayıflanıyorduk
neden şu olmadı neden bu olmadı
biri çıksa da "bırak geçmişi sikim " dese
belki rahatlardık da herkeste geçmişe kinliydi
-geleceğe sövüşlerdeydi hep-
düşünüyorduk çoğu kimse "düşünün" diyordu
düşüncenin bir anlamı endişeydi
biz "endişe ediyoruz" deyince hep diğer anlamını çıkarıyorlardı
geçmiş geçmişti geçmesine de biz ondan geçemedik
allah geçmişlerin belasını versin ki geçemiyorduk
"dünyada bulunmak endişeye sebebiyet verir*"
nede olsa
"insan endişeden yaratılmıştır.**"
biz hala ona bakıp hayıflanıyorduk
neden şu olmadı neden bu olmadı
biri çıksa da "bırak geçmişi sikim " dese
belki rahatlardık da herkeste geçmişe kinliydi
-geleceğe sövüşlerdeydi hep-
düşünüyorduk çoğu kimse "düşünün" diyordu
düşüncenin bir anlamı endişeydi
biz "endişe ediyoruz" deyince hep diğer anlamını çıkarıyorlardı
geçmiş geçmişti geçmesine de biz ondan geçemedik
allah geçmişlerin belasını versin ki geçemiyorduk
"dünyada bulunmak endişeye sebebiyet verir*"
nede olsa
"insan endişeden yaratılmıştır.**"
18 Şubat 2013 Pazartesi
Şehirler arası otobüs kokusu
Şehirler arası otobüs kokan bir amca ile tanıştım. Şehirler arası otobüslerin genel geçer bir kokusu var mıdır genelde bilmiyorum da ben her şehirler arası otobüse bindiğimde (ki sık sık bunu yaparım) aynı kokuyu duyarım. Amca bana bir şeyler anlatıyordu anlatmasına fakat ben pek dedikleriyle alakadar olamıyordum. Sesi çok derinden ağır ağır geliyordu hani yüksek bir yerden geçersin de aşağılardan ama çoook aşağılardan bir su sesini andıran mırıltılar duyarsın ya onun gibi bir şey. Ben amcanın kokusuna takılmıştım. Acaba böyle bir koku satılır mı ki yurdum parfümerilerinde yada kolonyacılarında . Alsam mı ki iyi de bu kokuyu sevmiyorum her gidişimde ve gelişimde ( bu gelişler geldiğim yere göre gidişler) bunaltıyordu beni. Şoför amcalar muavinler aklıma gelirdi bide ağlayan bebekler. ağlamayan bebek olabilir mi acaba. Amca hala konuşuyor, dinlemediğimi anlamış olacak ki dürttü beni dinliyorum edası takındım o anda. Aklım o kokuda kalmıştı şaşırmıştım uzun zamandır o kokuyu duymamıştım. Gitmek geldi içimden nereye olursa diye geçirdim sonra geçti tabi.
Kafam şehirler arası kokuyla, gidişle gelişle doluyken birine çarptım sonra çarpıldım. İşsizdim başı boştum çarpılasım geldiyse demek ki. Aval aval suratına baktım hiç bir şey demeden. O da bana bakıyordu ama o nasıl bakmak öyle çok hüzünlüydü. hani otobüste eve giderken yüzünü cama dayamış ve keder dolu dışarıya bakan kadınlar olur ya camdan yansımasını görürsün ve bu nasıl bir hüzündür dersin işte öyle bir hüzün. "Senin sayende aşka inandım" diyesim geldi. Ben bir şey demeden o dedi yok yok demedi kustu. Nasıl bir kusmak hemde ağız dolusu bir haftalık yediği yemeği üzerime attı resmen. Çok sinirliydi dinledim. Acaba sevgilisiyle mi kavga etti işten mi kovuldu diye düşünürken o yüzünde ki hüzün kayboldu yerini masallarda ki kötü cadı mimiği geldi. o an " Yok yok senin sayende değil senin yüzünden aşka inandım" diyebildim ancak. Oysa ki o an uzun zamandır duymadığım kokuyla karışan kafayla onunla her yere gidebilirdim sorgusuz sualsiz. Gel demesi yeterliydi. gidecektim düşünmeden nereye diye sormadan gidecektim.
Sanırım artık eve gitmeliyim bu gün epey yoruldum çok çalıştım. Bunların üstüne bir çay demleyip içmeliyim.
-Tanrı büyükte sanırım yarattıkları küçük-
Kafam şehirler arası kokuyla, gidişle gelişle doluyken birine çarptım sonra çarpıldım. İşsizdim başı boştum çarpılasım geldiyse demek ki. Aval aval suratına baktım hiç bir şey demeden. O da bana bakıyordu ama o nasıl bakmak öyle çok hüzünlüydü. hani otobüste eve giderken yüzünü cama dayamış ve keder dolu dışarıya bakan kadınlar olur ya camdan yansımasını görürsün ve bu nasıl bir hüzündür dersin işte öyle bir hüzün. "Senin sayende aşka inandım" diyesim geldi. Ben bir şey demeden o dedi yok yok demedi kustu. Nasıl bir kusmak hemde ağız dolusu bir haftalık yediği yemeği üzerime attı resmen. Çok sinirliydi dinledim. Acaba sevgilisiyle mi kavga etti işten mi kovuldu diye düşünürken o yüzünde ki hüzün kayboldu yerini masallarda ki kötü cadı mimiği geldi. o an " Yok yok senin sayende değil senin yüzünden aşka inandım" diyebildim ancak. Oysa ki o an uzun zamandır duymadığım kokuyla karışan kafayla onunla her yere gidebilirdim sorgusuz sualsiz. Gel demesi yeterliydi. gidecektim düşünmeden nereye diye sormadan gidecektim.
Sanırım artık eve gitmeliyim bu gün epey yoruldum çok çalıştım. Bunların üstüne bir çay demleyip içmeliyim.
-Tanrı büyükte sanırım yarattıkları küçük-
10 Şubat 2013 Pazar
gel demesini bekledi
zaman doldu
artık
gitmen gerek dedi kadın
kimse yoktu sanki karşısında
o kadar yok sayılabilir mi bir insan
gitti adam bir şey demeden
zaman aktı
güneş doğdu battı
sular yandı
mermerler karardı
kadın aramadı sormadı
adam gitmeye devam etti
o kadar gitti ki
nereye vardığını bile anlamadı
insanlarla konuştu
yalnız kaldı
yanlış yaptı
kadın aramadı
adam döndü artık kadını hatırlamıyordu
neden gittiğini unutmuştu
ve dönmesi gerektiğini düşündü
eve gitti
kadın yoktu
henüz çıkmış gibiydi evden
derli topluydu herşey
yatak dışında
adam anımsamaya başladı
bir kadın vardı git demişti
gitmişti
gel demesini beklemişti
dememişti
kadın geldi
adama baktı
iyi ki geldin dedi
adam yabancılaşmıştı
bakmadı kadına
sarılmadı
ama bu bir tepki değildi
kadın anladı
*sevgim acıyor diye geçirdi içinden*
kadın gitti
adam yine yalnızdı
-kumar bu arttırmaya devam-
artık
gitmen gerek dedi kadın
kimse yoktu sanki karşısında
o kadar yok sayılabilir mi bir insan
gitti adam bir şey demeden
zaman aktı
güneş doğdu battı
sular yandı
mermerler karardı
kadın aramadı sormadı
adam gitmeye devam etti
o kadar gitti ki
nereye vardığını bile anlamadı
insanlarla konuştu
yalnız kaldı
yanlış yaptı
kadın aramadı
adam döndü artık kadını hatırlamıyordu
neden gittiğini unutmuştu
ve dönmesi gerektiğini düşündü
eve gitti
kadın yoktu
henüz çıkmış gibiydi evden
derli topluydu herşey
yatak dışında
adam anımsamaya başladı
bir kadın vardı git demişti
gitmişti
gel demesini beklemişti
dememişti
kadın geldi
adama baktı
iyi ki geldin dedi
adam yabancılaşmıştı
bakmadı kadına
sarılmadı
ama bu bir tepki değildi
kadın anladı
*sevgim acıyor diye geçirdi içinden*
kadın gitti
adam yine yalnızdı
-kumar bu arttırmaya devam-
27 Ocak 2013 Pazar
gece saçların
saçların
siyah uzun saçların
gece rengi saçların
özlemiş midir ellerimi
bir vardın birden yok oldun
cin değildin
yoksa peri mi oldun
-tanrı bile şaşırdı benim mi bu kul-
25 Ocak 2013 Cuma
ara ara araşırız
olur bazen öyle
beklersin o kadar beklersin ki
artık vazgeçmekten korkarsın
vazgeçersen daha çok kaybedersin belki
kumar aslında bu
görüyor ve artırıyorsun
daha da artırıyorsun
-seni sevdiğimi biliyorum-
sen başkasıylasın
ben başkasıyla
ara ara araşıyoruz
konuşuyoruz da ne konuşuyoruz
bilmiyoruz
birbirimiziniz biliyoruz
-beni sevmeni bekliyorum-
beklenti sorumluluk yükler derler
öyle değil o en azından bu
öyle değil
*bu ne güzel bir elma
bir yarısı kırmızı
diğer yarısı da kırmızı*
aslında her şey bu kadar basit sevgilim
başka bir şey bekleriz
şaşırmak isteriz
fakat en sıradanı olur
-korkma sıradan şeyler daha çekicidir-
beklersin o kadar beklersin ki
artık vazgeçmekten korkarsın
vazgeçersen daha çok kaybedersin belki
kumar aslında bu
görüyor ve artırıyorsun
daha da artırıyorsun
-seni sevdiğimi biliyorum-
sen başkasıylasın
ben başkasıyla
ara ara araşıyoruz
konuşuyoruz da ne konuşuyoruz
bilmiyoruz
birbirimiziniz biliyoruz
-beni sevmeni bekliyorum-
beklenti sorumluluk yükler derler
öyle değil o en azından bu
öyle değil
*bu ne güzel bir elma
bir yarısı kırmızı
diğer yarısı da kırmızı*
aslında her şey bu kadar basit sevgilim
başka bir şey bekleriz
şaşırmak isteriz
fakat en sıradanı olur
-korkma sıradan şeyler daha çekicidir-
9 Ocak 2013 Çarşamba
kız doğur
çarpık aşk idealleştirir
gülme n'olur
ya çarpılıp aşık olursam sana
kitap olmasa elimizde mesela
hayatımızda hiç gözlük takmamışsak
-güneş gözlüğü dahil-
yine aşık olur muydun?
çok kültürleniyoruz giderek sevgilim
doğur doğura bildiğin kadar
refah bir devletimiz olur
herşeyi nedensellik içinde ele alırız
-neden burdayız-
doğur sevgilim daha da doğur
bazen sevdiğim kadınlar ölüyor
kız doğur sevgilim
-sadece bu yazı dışında kalsın nedenselliğin-
gülme n'olur
ya çarpılıp aşık olursam sana
kitap olmasa elimizde mesela
hayatımızda hiç gözlük takmamışsak
-güneş gözlüğü dahil-
yine aşık olur muydun?
çok kültürleniyoruz giderek sevgilim
doğur doğura bildiğin kadar
refah bir devletimiz olur
herşeyi nedensellik içinde ele alırız
-neden burdayız-
doğur sevgilim daha da doğur
bazen sevdiğim kadınlar ölüyor
kız doğur sevgilim
-sadece bu yazı dışında kalsın nedenselliğin-
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)